Dolar 32,4028
Euro 34,5436
Altın 2.454,25
BİST 9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23 °C
Açık

Çanakkale Cephesi’nde Sağlık Hizmetleri

25.12.2022
304
A+
A-
Çanakkale Cephesi’nde Sağlık Hizmetleri

Çanakkale Cephesi’nde Sağlık Hizmetleri

Dr. Barış BORLAT[1]

GİRİŞ

Çanakkale Muharebeleri boyunca sağlık hizmetleri 5’inci Ordu ve Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından yürütülmüştür. 5’inci Ordu’nun sağlık hizmetleri muharip sınıfın sevk ve hareketini önemli oranda desteklemiş ve cephe gerisindeki ikmal hizmetlerinin desteği ile aksamadan yürütülmüştür. Birinci Dünya Savaşı arifesinde Osmanlı Devleti’nin sağlık kuruluşları ve sağlık kurumlarının ilaç ve malzemesi yeterli değildir. Sabit hastanelerde 14.000’i İstanbul’da olmak üzere 37.000 yatak bulunmaktadır. Çanakkale bölgesinde ise savaştan önce Akdeniz Müstahkem Mevki Komutanlığı emrinde Seddülbahir’de, Kilitbahir’de, Maydos’ta, Bolayır’da, Kumkale’de ve Çanakkale’de olmak üzere 25 ila 100’er yataklı revirler bulunmaktadır. Bunların dışında Çanakkale’de 250 yataklı bir hastane mevcuttur. Seferberlik sürecinde yapılan hazırlıklar ile seferde her tümen için bir sıhhiye bölüğü, her kolorduda dört ilâ altı seyyar hastane kurulması planlanmıştır.

Seferberliğin ilanı ile birlikte hastane kuruluşlarının personel sayıları belirlenmiştir. Buna göre 500 yataklı bir harp hastanesinin kurulması için ihtiyaç duyulan personel ve sayıları, 1 başhekim, 10 doktor, 1 eczane sorumlusu, 2 eczacı, 2 idare memuru kâtip, 1 inzibat zâbiti, 1 gassal, bunun yanında asker olarak 35 hastabakıcı nefer, 10 istasyon sıhhiye çavuşu veya onbaşısı, 10 inzibat çavuşu veya küçük zâbiti, 4 aşçı neferi, 6 çamaşırcı neferi, 2 karantinacı barutçu neferi, 15 mekkâre neferi, 16 doktor ve memur hademesi, 8 mekkâre, 3 çift atlı araba şeklinde planlanmıştır. 5’inci Ordu bölgesinde bu nizamda 5 hastane kurulmasına karar verilmiştir.

Cephede Sağlık Kuruluşları

3 Kasım 1914 tarihinde yaşanan bombardıman ve 19 Şubat 1915 tarihinde yaşanan saldırılar Çanakkale bölgesindeki askerî hareketliliği arttırmıştır. Bu nedenle mevcut hastane sayıları ve kapasiteleri de arttırılmaya çalışılmıştır. Buna göre Çanakkale Merkez Hastanesi 350, Erenköy Hastanesi 50, Ezine Hastanesi 200, Umurbey Hastanesi 200, Kilitbahir Hastanesi 50, Eceabat Hastanesi 200 olmak üzere toplam 1.050 yatak kapasitesine ulaşılmıştır.

Çanakkale bölgesine gönderilen asker sayısının artması ve saldırıların giderek şiddetlenmesi bölgedeki sağlık kuruluşlarının kapasitelerinin arttırılmasını zorunlu kılmıştır. Bu amaçla 18 Mart 1915 Boğaz Muharebesi’ne kadar yapılan çalışmalarla Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasındaki sağlık kuruluşları, Nara, Anadolu Mecidiyesi, Çimenlik, Dardanos Tabyaları; Karantina, Erenköy batısı, İntepe’de birer; Anadolu Hamidiye Tabyası’nda iki kıta sargı yeri; Gelibolu Yarımadası’nda Değirmenburnu, Yıldız Tabyaları’nda, Kilitbahir, Havuzlar, Soğanlıdere, Domuzdere’de birer sargı yeri olmak üzere her biri faaliyette bulunmaktadır. Sağlık kuruluşların kapasitelerinin arttırılmasının yanında 9’uncu Sıhhiye Bölüğü, Anadolu Hamidiye Tabyası-Dardanos Topçu Grubu; Erenköy ve İntepe Topçu Grupları gerisinde; Sarafim Çiftliği’nde birer araba durak yeri kurulmuştur.

18 Mart Boğaz Muharebesi sonrasında bölgeye muharip kara unsurlarının sevkinin artması ile birlikte sağlık tesisleri, Çanakkale muharebe alanından başlayarak geri hizmet bölgesinin en uç noktasına kadar uzanmıştır. 19’uncu Tümen’in Seyyar Hastanesi Kilitbahir’de, 9’uncu Tümen’in seyyar hastanesi de Anadolu yakasında Sarıçalı’da büyükçe bir revir vazifesi görmek üzere yarı aktif bir halde (âdî hastalıklara mahsus olarak) bulunmaktadır. Ayrıca muharebe alanına yakın sahalarda kara muharebeleri başlamadan önce, Anadolu sahilinde Müstahkem Mevki Komutanlığı emrinde Çanakkale Merkez Hastanesi ile Gelibolu’da şehir dışındaki kışla binalarında 3’üncü Kolordu tarafından kurulmuş 400 yataklı Gelibolu Hastanesi bulunmaktadır. Bununla birlikte Hilal-i Ahmer, Gelibolu’da hastane kuruluşu için Fransız kız mektebi binasını boşaltarak kullanmaya başlamıştır. Diğer yandan bütün personeliyle Gelibolu’ya intikal ettirilmiş bulunan Bandırma Hastanesi’nin yerine Doktor Yüzbaşı Niyazi İsmet ve İskele Komutanı Binbaşı Ali Bey’in yardımı ve halktan temin edilen malzeme ile 200 yataklı bir hastane açılmıştır. Kara muharebeleri öncesinde çalışmaları hızlanan bir başka sağlık kuruluşu, Çamburnu’nda yapılan hastanedir.

Kara muharebelerinin başlaması ile birlikte cepheden her gün binlerce yaralının tahliye edilmek zorunda olması ve her gün yeni kayıpların devam etmesi sağlık hizmetlerini en üst seviyeye ulaştırma girişimini zorunlu kılmıştır. Yapılan tüm çalışmalar sonunda temmuz ayının ilk haftasında muharebe bölgesindeki sağlık kuruluşlarından büyük sargı yerleri; Kerevizdere, Tengerdere, Soğanlıdere’yle Havuzlarderesi ve Kocadere’yle Matikdere bölgelerinde açılmıştır. Ali Bey Çiftliği kuzeybatısında Eski Değirmendere bölgesinde 4’üncü, 6’ncı ve 11’inci Tümenlerin sıhhiye bölükleri vardır. Sarafim Çiftliği kuzeyinde 9’uncu Tümen sıhhiye bölüğü, Soğanlıdere güney sırtlarında 7’nci, 12’nci ve 2’nci Tümen sıhhiye bölükleri bulunmaktadır. Kilitbahir kuzeyinde Ağa Deresi bölgesinde 4’üncü, 9’uncu Tümenlerin seyyar hastaneleriyle 3’üncü Kolordu’nun 1’inci seyyar hastanesi bulunmaktadır. Havuzlar deresi bölgesinde 10’uncu ve 6’ncı Tümen’in seyyar hastaneleriyle 3’üncü Kolordunun 5’inci seyyar hastanesi ve 2’nci Kolordu’nun 3’üncü seyyar hastanesi yerleşmiştir. Çamburnu güneyinde, 12’nci Tümen’in seyyar hastanesiyle Güney Grubu’nun sıhhiye deposu faaliyet göstermektedir. Kocadere batı yamacında 5’inci Tümen sıhhiye bölüğü, Kilya batısında 16’ncı Tümen seyyar hastanesi yerleşmiştir. Bigalı Deresi’nin 6 km kuzeyindeki dere içinde 19’uncu Tümen seyyar hastanesi, 7’nci Tümen’in seyyar hastanesi ve 5’inci Tümen’in seyyar hastanesi bulunmaktadır. Çamburnu’nda seyyar hastane, Lâpseki’de 5’inci Menzil sıhhiye deposu vardır.

Muharebelerle birlikte askerler arasında ishal, sıtma, bit salgını, iltihapsal hastalıklar, iskorbüt, verem, cilt hastalıkları, dizanteri, zatülcenp, sıtma, psikolojik hastalıklar, ateşli hastalıklar, kabakulak, kalp hastalıkları, kulak hastalıkları, göz hastalıkları, tifo gibi hastalıklar görülmüştür. 5’inci Ordu Komutanlığı 6 Ağustos 1915’ten cephedeki askeri hareketlilik nedeniyle hastanelerin mevcudunu iyileştirme ve yatak kapasitesini arttırmaya çalışmıştır. Nitekim 26 Ağustos 1915 tarihinde Harbiye Nezareti’ne Güney ve Kuzey Grupları’nda çok miktarda dizanteri ve ishal hastasının bulunduğunu ve civardaki bütün menzil hastanelerinin dolu olduğunu bildirmiştir. Yazının devamında Tekirdağ’a kadar boş yatak olmadığı için bölgedeki hastanelerin yatak sayılarının hızla arttırılması gerektiğini hatta bir an önce yeni hastanelerin açılması gerektiğini belirtmiştir. Bu doğrultuda ilk adım olarak Gelibolu’da hazırlanan 2.100 yataklık hastanenin 600 yataklık kısmı 29 Ağustos’a kadar hazır hale getirilmiş, kalanlarının ise birkaç güne hazırlanacağı bildirilmiştir.

Cephede Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi

Çanakkale Kara Muharebeleri’nin başlaması ile birlikte yaralanmalar arttığı için sağlık faaliyetlerine ayrı bir önem verilmiştir. Bu durumda sağlık hizmetlerinin düzenli ilerleyebilmesi için cephe ön hattına kadar sıhhiye personeli sokulmuştur. Bu şartlar altında bir yandan da güvenliğin sağlanabilmesi için yaralanan ve hastalanarak mevzi gerisine alınması gereken erlerin tedavileri, yaralı yuvalarında yapılmıştır. Burada yapılan ilk tedavilerinden sonra askerler ya tekrar cepheye gönderilmiş veya taburlarca açılmış olan kıta sargı yerlerine gönderilmiştir.

Muharebelerde bomba, şarapnel ve piyade mermilerinden kaynaklı yaralanmalar görülmüştür. Hızla ağırlaşan muharebe şartlarında iki hafta gibi kısa bir sürede yaralı sayısı 7.000’i geçmiştir. Bu şartlar altında bir yandan pansumanlarda, kanaması durdurulamayanlara öncelik verilirken bir yandan da tehlikeli ameliyatlar için ayrılan bölümlerde dönemin şartları içinde ve cephedeki imkânlar dâhilinde ağır sayılabilecek bacak, kol kesme gibi ameliyatlar yapılmıştır. Ağırlaşan cephe şartları içerisinde ayakların su toplaması gibi basit vakalar birlik komutanları aracılığıyla tedavi edilmiştir.

Çanakkale Muharebeleri süresince 5’inci Ordu Komutanlığı ve Menzil hizmetleri hastanelerin kapasitelerini ve mevcut şartlarını iyileştirmek için tüm önlemleri almaya çalışmıştır. Nitekim 10 Ocak 1916 tarihinde 5’inci Menzil hastanelerinde 11.000 hasta tedavi altındadır. İstanbul’daki hastanelerin mevcut durumu da tedavi süreci için hayli güç görünmektedir. Nitekim 2.500 yataklı Grup Seyyar hastanelerinde 3.500 hasta tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Hastanelere yakın mahallerde ikamet edenlerin durumu ağır değilse sevkleri yapılmıştır. Hilal-i Ahmer Cemiyeti de hizmet verdiği hastanelerin tamamında 15 Mart 1916 tarihine kadar toplam 85.743 yaralı ve hastayı tedavi ederek önemli bir katkı sağlamıştır.

Salgın Hastalıklar ve Tedavileri

Muharebeler sırasında sağlık bakımından yaralanmalar dışında en önemli olay salgın hastalıklar olmuş ve hastalıkların yayılmamasına karşı azami özen gösterilmiştir. Salgın hastalıkların yayılmasına imkân sağlayan etmenler cephedeki şehit ve yaralıların kimi zaman açıkta kalması, hayvan leşlerinin yerden uzun süre kaldırılamaması, su birikintilerin varlığı gibi sebeplerdir. Bu nedenle hastalıkların bulaşması kolay olmuştur. Cephedeki askerden başka halkta oluşacak salgın hastalıkların hastanelerdeki hastalara bulaşmasını engellemek için bazı bölgelerdeki ahâli göç ettirilmiştir. Bunlardan bir kısmı ise Lâpseki bölgesidir. Ancak bu durum daha önce zaten cephe gerisine değişik nedenlerle sevk edilenler için yeniden bir göç anlamına gelmekte idi ki bu yeni şikâyetlere de neden olacaktır. Bu şikâyetler için 5’inci Ordu Komutanlığı Çardak ve Lâpseki’de yeni bir göç süreci yaşanmadan sorunu çözmeye çalışmıştır. Buna rağmen yapılan incelemelerde buradaki ahâlinin yer değiştirmesinin zorunlu olduğu görülmüştür.

Aşı, muharebeler sırasında en çok istenen sağlık malzemelerinden olmuştur. 5’inci Ordu Komutanlığı 19 Mayıs 1915 tarihinde hastaneler için 6.000 kişilik çiçek aşısı ve 15 kilo kolera aşısının Akbaş’a gönderilmesini istemiştir; 26 Mayıs 1915 tarihinde 2.000 askerlik kolera, tifo ve çiçek aşısı, 28 Mayıs 1915 tarihinde Bandırma ve Soma’daki depo taburları için Bandırma’ya, 7’nci ve 8’inci Tümen başhekimliklerine bol miktarda çiçek, kolera ve tifo aşısı, 13 Haziran 1915 tarihinde 100 kilo kolera aşısı ile mümkün miktarda tifo ve çiçek aşısı talep edilmiştir. Yine 23 Ağustos 1915 tarihinde Tekirdağ’da bulunan 12’nci depo taburuna her gün yeni asker gelmesi nedeniyle mevcutları 3.000’e ulaşmış bu nedenle 3’üncü Kolordu Komutanlığı tarafından sevk öncesine yetişecek şekilde tifo ve kolera aşısı talep edilmiştir. 3’üncü Kolordu Komutanlığı’nın bu tür talepleri muharebeler boyunca devam etmiştir. Bu çerçevede 1 Ekim 1915 tarihinde Bandırma, Bursa ve Tekirdağ’da bulunan ve sevke hazır askerler için aşı talep edilmiş, bu doğrultuda 7 Ekim 1915 tarihinde Tekirdağ’a 3’üncü Kolordu adına 10 kilo dizanteri aşısı gönderilmiştir.

Cepheye gönderilen askerler önce farklı noktalarda, ‘tahaffuzhane’ denilen merkezlerde kontrolden geçirilmiştir. Tahaffuzhanelerde, cepheye gönderilecek askerlerin sağlık kontrolü, cephede yanaşık düzen eğitimi, bağışıklık için ve bulaşıcı hastalıklara karşı periyodik olarak çiçek, kolera, dizanteri aşıları yapılmıştır. Bunun dışında aşılama işlemi kimi zaman cephede devam etmiştir. Buna dair emir taze dizanteri ve kolera aşısı yapılacak şeklindedir. Bu durum birçok subayın anılarına yansımıştır. 4’üncü Tümen Komutanı Cemil (Conk) Bey hatıratında 25 Ağustos 1915 gününe, “Bugün kolera ve tifo aşıları geldi. Askerleri aşıladık”; İzzettin Çalışlar, 31 Temmuz 1915 gününe “tifo aşısıyla aşılandım. Aşı pek ziyade tesir etti.”, Fasih Bey 18 Kasım 1915 tarihi için “Efrâd dizanteri aşısı oluyor.” ifadelerine yer vermiştir.

Sıtma hastalığı, Anadolu yakasında özellikle Kumkale’nin doğusu ve daha güneyde Menderes Çayı’nın oluşturduğu bataklık ve başka yerlerdeki durgun sular nedeniyle yöre halkında ve askerlerde sık sık görülmektedir. Mayıs 1915’te Kumkale ve çevresinde tehlikeli sayılacak bir sıtma salgını görülmüştür. Pınarbaşı kaynağından Kumkale’ye kadar sazlık ve bataklıklarda sivrisineklerin küleks ve anofel çeşitleri sürülerle kümelenmiştir. Savaş halinde köklü bir bataklık kurutma ve sıtma savaşına girişmeye imkan olmadığından şahsi korunma tedbirleri, genel hijyen kurallarına riâyet etmek ön plana çıkmıştır. Ancak buna rağmen Alman Islahat Heyeti Sağlık Müşaviri Yarbay Prof. Dr. Mayer, önlem olarak küçük tatlı su birikintilerini ve bataklıkları önleyecek drenaj kuyuları açtırmak için büyük çaba harcamıştır. Ayrıca bu bölgede salgın çıkmasını önlemek üzere altı adet seyyar bakteriyoloji sandığı ile her çeşit analizleri yapabilecek iki laboratuardan birisi Kalvert Çiftliği’nin bir odasında faaliyete geçirilmiş, sıtmalı olan erlere haftada iki kere birer gram ‘kinin’ verilebilmiştir. Buna rağmen kesin bir çözüm olmamış; sıtma Kumkale bölgesinde vefatlara neden olmuştur.

Anadolu Yakası’nda Kumkale’den başka muharebe bölgesi içinde Güney bölgesinde sıtma vakalarına rastlanmıştır. Güney Grubu’nun nakliye karargâhı Sarafim Çiftliği civarında bulunmaktadır. Ancak bölgede arazinin bataklık olması nedeniyle buradan geçen subay ve erlerde sıtma hastalığına rastlanmıştır. Nitekim Çamburnu civarı; Eceabat-Kilitbahir, Eceabat-Sarafim’e giden yolların güzergâhını oluşturduğu için bunlar üzerinden geçen kollarda sıtmanın yayılmasına neden olacağından nakliye karargâhının taşınması planlanmıştır.

Bitten kaynaklı tifüs hastalığının ortaya çıkması durumunda cepheye en yakın yerden başlayarak etüvler kurulmaya başlanmış; etüvlerin yeterli olmaması hâlinde elbise veya eşyaların sahrâ fırınlarından ve hatta ekmek fırınlarından geçirilmesi cihetine gidilmiştir. Bununla birlikte tifüsün görüldüğü birliklerde tecrit uygulaması planlanmıştır. Askerlerin uzun süre siperlerde kalması ve yıkanmak için su tedarikinde yaşanan sorunlar nedeniyle bit sorunu tamamen çözülememiş, hatta askerler zamanla bit ve pireler ile yaşamaya alışmıştır. Bu durum içerisinde cephede birçok yerde tifüs görülmesine rağmen önemli bir tehlike oluşturmamıştır.

Alınan önlemler neticesinde lekeli humma hastalığı, önemli bir sorun olarak ortaya çıkmamıştır. Bu noktada 5’inci Ordu Komutanlığı’nın yerinde aldığı önlemler dikkate değerdir. Öyle ki Saros Grubu’nda haziran ayında 3 adet lekeli humma vakasının görülmesi üzerine, 5’inci Ordu Komutanlığı önlem olarak hastalığa yakalanan Kuzey Grubu askerlerinin tedavisi için Bigalı Köyü’nde, Güney Grubu askerleri için Soğanlıdere’de, Saros Grubu askerleri için Gelibolu Hastanesi’nde, Asya Grubu askerleri için de Sarıçay’daki hastanede, tecrit altında tedavi edilmelerini bildirmiştir. Ayrıca hastalık çıkan bölüğün yakınlarında başka birliğin olup olmadığı ve bunların diğer bölüklerle temasta bulunup bulunmadığı sorulmuş ve şüphelilerin tecrit edilmesi ve her bölükte haftalık 3-5 kilo kireç bulundurulması istenmiştir. Bununla birlikte askerlerin aşılanmasına da özen gösterilmiştir.

Cephede temizlikten kaynaklı olası salgın hastalıklara karşı hastanelerin su kaynaklarına yakınlığı gözetilmişken bunun sağlanamadığı yerlerin ordugâhlarında hamam çadırları kurulmuştur. Salgın hastalıkların ortaya çıkmasını engellemek için bir yandan da önleyici tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda kara muharebeleri öncesinde 3’üncü Kolordu Komutanlığı Gelibolu ve çevresinde 2 küçük subay ve 20 askerden oluşan bir temizlik kolu kurmuştur. Benzer şekilde sudan oluşabilecek salgınlar için 16 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Komutanlığı yayınlamış olduğu emir ile askerlerin içmekte oldukları suların belirli ve korunaklı çeşmelerden alınması, tulumbası bulunan tümenlerin bölgelerinde en iyi suyu olan kuyulara tulumbalarını kurmaları ve etrafını beton ile kapatmaları ve tümen başhekimlerinin bu konuyla özel olarak ilgilenmelerini istemiştir. Diğer yandan bazı tümenlerin basit yaralanmaları olan askerlerinin kendi kendilerine ve yanlış hastanelere gittikleri bu nedenle başlarında sıhhiye askeri olmadan hasta ve yaralı sevkinin yapılmaması gerektiği emredilmiştir.

Hasta ve Yaralıların Tahliyesi

Hasta ve yaralılar ağır ve hafif yaralı şeklinde ayrılarak sevke tabi tutulmuştur. Ayrıca nakiller, bombardımandan uzak bölgelerde kara yolu ile yapılmıştır. Yaralı ve hasta araba kolları, her 20 kilometrede bir kurulan 50’şer yataklı ‘sıhhiye istasyonları’ arasında çalışmaktadır. Burada görevli sıhhiye kolları gelen yaralı ve hastaları diğer istasyonlardan gelen nakliye kollarına teslim etmişlerdir. Yaralı ve hastaların muharebe alanı gerisindeki sağlık teşekküllerine veya hastanelere nakilleri elde bulunan Bursa yaylı arabaları ile yapılmaya çalışılmıştır. Bu arabaların bakım işleri de Çanakkale’de bulunan gayr-i müslim ustalara ücreti karşılığı yaptırılmıştır. Ancak bu araçlar yeterli olmadığından erzak ve cephane getiren nakliye kollarından da istifade edilmiştir.

Hafif yaralı askerlere ilk müdahale yanında bulunan harp paketi yardımı ile yapılmaktadır. İlk müdahalenin ardından sıhhiyecilerin yardımı ile ateş hattının hemen gerisinde bulunan korunaklı yaralı yuvalarına götürülerek, yarasının derecesine göre sevk işlemine geçilmiştir. Kıta sargı yerinden geriye sevk edilecek olanlar, hafif yaralı toplama yerlerine, yarası ağır olanlar araba durak yerlerine gönderilmiş, buradan da tümen sıhhiye bölüklerince açılan büyük sargı yerine götürülmüştür. Tümen sıhhiye bölükleri, gelen yaralı ve hastaların tedavisini hatta ameliyatını yapmış, gerekenleri ve yatak mevcudundan fazla olanları, seyyar hastanelere yollamıştır.

Yaralı veya hastalar, Kirte-Enez Çiftliği veya Alçıtepe kuzeyi Soğanlıdere-Havuzlarderesi-Kilitbahir-Maydos-Kilya-Bigalı yolu; Kirte Behram Çiftliği-Sarafim Çiftliği-Kilitbahir; Kemalyeri-Kocadere Köyü-Bigalı-Kemalyeri-Kilya yollarıyla geriye gönderilmiştir. Yaralıların geriye nakli esnasında sevkin hızlı yapılabilmesi adına birliklerce bazı yollar nakil için ayrılmıştır. Bu kapsamda 14 Haziran 1915 tarihinde Güney Grup Komutanlığı’nca yayınlanan emirde Kirte-Behram Köyü yolu, 9’uncu Tümen Ali Bey Çiftliği, 2’nci ve 34’üncü Alayların eski ordugâhları arasından geçerek Soğanlıdere’ye giden yol, 7’nci Tümen’in yaralı nakline tahsis edilmiştir. Ayrıca diğer kıtalardaki askerler uyarılarak mümkün olduğunca bu yolu kullanmamaları, zorunlu kalmaları durumunda ise yaralı geçişine engel olmamaları istenmiştir.

Çanakkale muharebe alanında ve mücâvir alanlarındaki hastaneler yeterli olmadığı için yaralı ve hastaların ilk müdahale sonrasında önemli bir bölümü İstanbul’a ve memleket içi hastanelere sevk edilmek zorunda kalmıştır. Sevki gerekenlerin bir kısmı, Maydos veya Akbaş İskeleleri’ne gönderilmekte ve buradan, yüklerini boşaltarak dönmekte olan vapur, taka, mavna veya yelkenlilere bindirilmiştir.

Hasta ve yaralıların tahliye işlemleri esnasında Çanakkale Boğazı’nın her iki tarafına geçiş için daha çok Şirket-i Hayriye ve Haliç Şirketi’nin vapurları kullanılmıştır. Ancak bu vapurların iskelelere yanaşma sorununu ortadan kaldırmak için üskorat vapurlar tercih edilmeye çalışılmıştır. Bu işlemler süresince hastane ve sağlık kuruluşlarının bombalanması nakilleri önemli oranda olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle sağlık kuruluşları ve sağlık nakliye gemilerinin düşman uçaklarının taarruzuna maruz kalmamaları ve uzaktan fark edilebilmeleri için bu gemilere kalın kırmızı şerit çekilmiş ve ayrıca gerekli yerlere Hilal-i Ahmer bayrakları konarak isimleri ile birlikte boyanmışlardır.

Yaralı ve hastaların tahliyeleri esnasında beslenmelerine büyük özen gösterilmiştir. Bu amaçla nakliye yapan gemilerde gerekli tâdîlâtlar yapılmıştır. Askerlere cephe şartları için oldukça iyi sayılabilecek yemekler ikram edilmiştir. Nitekim bunlarda kimi zaman tavuk çorbası, ekmek, et, fasulye, pilav ve baklava bulunan yemek yedirip Antep fıstığı ikram edilmiştir.

Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından cephedeki yaralı ve hasta askerlerin gerek tedavi süreçlerinde gerekse cephe gerisine nakillerinde çay, sigara, ayran, şeker, limonata, meyve gibi ikramlarda bulunulmuştur. Hilal-i Ahmer, cephe gerisine, hastanelere ve hastane gemilerine çayhaneler açarak hasta, yaralı ve cepheye sevk edilen askerlere çay ikramında bulunmuştur. Böylece sağlık hizmetleri aracılığı ile de askerin moral ve motivasyonu yükseltilmeye çalışılmıştır. Nitekim bu amaçla Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından 5’inci Ordu’ya bağlı olmak üzere 6 adet çayhane açılmıştır. Bu çayhanelerden ilki Hayrettin Bey idaresinde 12 Mayıs 1915’te Akbaş’ta hizmete başlamıştır. Benzer şekilde Ağadere Hastanesi’ndeki yaralılar için açılan çayhane 10 Ekim 1915’te ilk gününde 2.000 bardak çay dağıtmıştır. Ayrıca bu çayhane yaralılarla birlikte sevk iskelesinde bekleyen askerlere de hizmet vermiştir. 17 Kasım 1915 tarihinde Ilgardere’ye de bir çayhane açılmıştır.

Çanakkale Cephesi’ndeki hasta ve yaralı tahliye işlemleri muharebelerin sonuna kadar önemli bir sayıya ulaşmıştır. Nitekim cephede 25 Nisan 1915’ten, Kasım ayının sonuna kadar Akbaş ve Ağaderesi sevkiyat hastanelerinden aktarılan rakamlar şöyledir: Toplam yaralı 99.275, hasta 33.794, hava değişimi alanlar ise 17.799 kişidir. Hastane ve revirlere gönderilen askerlerin yarıya yakını, iyileşip tekrar görevlerinin başına dönmüştür. Diğer yarısının, bir bölümü tedavilerinin yapılması için hastanede kalmaya devam etmiş, donanımlı bir hastaneye nakledilmiş, hava değişimine gönderilmiş veya şehit olmuştur.

Hasta ve yaralıların sürekli İstanbul’a tahliyesi karşısında, İstanbul hastaneleri büyük oranda dolmuştur. Beliren ihtiyacı gidermek için şehrin muhtelif yerlerinde ordu ve Kızılay yardımı ile –Balkan Savaşları’nda olduğu gibi– resmi ve özel okul, resmi kurum ve binalar hastane haline sokulmuştur. Ancak zamanla buradaki kapasite yeterli olmamaya başlamıştır. Öyle ki İstanbul’a aşı için gönderilen askerler adına önemli sorunlardan birisi de hastanelerin dolması nedeniyle konaklama sorunu olmuştur. Bu amaçla geçici olarak bulunabilen çözüm ise 50-60 kişiye kadar olan grupların hastanelere yakın yerlerdeki sivil yerleşimlerde ikamelerinin sağlanması şeklindedir. Bunun için kimi zaman doktorların evleri kullanılmıştır. Bu amaçla Dizdariye Mahallesi’nde oturan Mülkiye doktorlarından Ziya Bey’in hanesinin kullanılması için hazırlıklar yapılmıştır. Benzer şekilde Çanakkale, Trakya, İstanbul ve civarındaki kıtalardaki askerlerde kuduz vakası yaşanması durumunda, kuduz olan asker, inzibat eşliğinde İstanbul’a sevk edilmektedir. Ancak konaklama sorunu nedeniyle yine sivil evler kullanılmıştır. Bu amaçla Dizdariye Mahallesi’nde 6 odalı ve 30-40 kişilik Yusuf Bey’in hanesi hazırlanmış ve mezkûr evin anahtarı da Mehmet Paşa Polis karakolunda tutulmuştur.

Sağlık Malzemelerin Cepheye Sevki

Çanakkale Cephesi’nde sağlık malzemelerinin ikmali gerek Başkomutanlık Vekâleti gerekse Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından karşılanmaya çalışılmıştır. Bu maksatla Hilal-i Ahmer Cemiyeti ikmal faaliyetleri için menzil hattını ve sağlık gemilerini kullanmıştır. Nakillerin gece yapılması durumunda oluşan zayi durumlarına karşı da önlemler alınmış ve birliklerin elinde bulunan fazla malzemelerin gönderilmesi istenmiştir.

Sağlık malzemelerinin ikmal çalışmaları Boğaz Muharebeleri öncesinde başlamıştır. Bu amaçla 30 Ocak 1915 tarihinde 21.400 adet harp paketi, 500 yaralı etiket defteri gönderilmiştir. Benzer şekilde 9 Mart 1915 tarihinde müttefik Almanya’dan da Çanakkale’ye sağlık malzemeleri gönderilmiştir. Bu süreçte Hilal-i Ahmer Cemiyeti 5’inci Ordu Sağlık Şubesi’ne malzeme tedariki için girişimlerde bulunmuştur. Bu kapsamda 17 Mart 1915 tarihinde Hilal-i Ahmer tarafından Çanakkale şubesine 200 adet gömlek, 400 adet don, 500 adet harp paketi, 2 adet şırınga, 2 adet top lastik ve bant, 20 adet hasta teskeresi, 1 adet evrak çantası hediye olarak verilmiştir.

Boğaz Muharebesi sonrasında bölgedeki bütünleme faaliyetleri devam etmiştir. Bu amaçla 22 Mart 1915 tarihinde Gülnihal Vapuru ile 3 sandık, 2 balya ve 1 bağ sağlık malzemesi Çanakkale’ye gönderilmiştir. Yine 12 Nisan 1915 tarihinde 5’inci Ordu’ya bağlı menzil hastaneleri için ihtiyaç duyulan emanet defteri, kasa defteri, muhalefât defteri, şehrî jurnal, şehrî talebe kaydı, maaş icmâli, ta‘yînât icmâli, maaş bordrosu, kelepir defterlerinden “bol miktarda” Lâpseki’de bulunan 5’inci Ordu Menzil sıhhîye deposuna gönderilmesi istenmiştir. Talepte belirtilen “bol miktarda” tanımına karşılık tespitin mümkün olmadığı bu nedenle şimdilik 100 er adet gönderildiği belirtilmiştir.

25 Nisan 1915 tarihinde başlayan kara muharebeleri ile birlikte cephenin sağlık malzemesi yönünden ikmal edilmesi büyük önem kazanmaya başlamıştır. Nitekim Sahrâ Sıhhiye Müfettişi Süleyman Bey, 28 Nisan 1915 tarihinde Başkumandanlık Vekâleti aracılığı ile Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetine “acil” kodlu yazdığı yazıda 500 portatif yatağın gönderilmesini istemiştir. Benzer şekilde iki gün sonra 5’inci Ordu Karargâhından Harbiye Dairesi’ne gönderilen talep yazısında cephedeki ihtiyacın “acil” durumunu gösterecek şekildedir. Bu yazıda 1.000 kıyye pamuk, 5.000 adet büyük harp paketi, 10.000 adet orta harp paketi, 2.000 adet küçük harp paketi, 5.000 sargı bezi, 10.000 adet gaz sargısı, 1.000 müselles hasta bezi, 200 adet kolestör, 1.000 adet morfin ampulü ve 40 top Amerikan bezi gibi yaralanmalara karşı pansuman malzemesi ve ağrı kesici özelliği olan tıbbî malzemelerin acil olarak gönderilmesi istenmiştir.

Yurtdışından sağlık malzemesi tedariki sorunlu da olsa bu dönemde devam etmiştir. Bu doğrultuda Sofya Sefâreti’nden Harbiye Nezareti’ne 21 Haziran 1915 tarihinde yazılan yazıda, askeri sıhhi malzemeler ile Hilal-i Ahmer’e ait eşyanın Rusçuk’ta kaldığı ve malzemelerin kısım kısım geçirilmek istenildiği bildirilmiş, Bulgar sınırında istenildiği kadar vagonun hazır bekletilebileceği ve eşyanın birden nakli için teşebbüste bulunulması gerektiği bildirilmiştir. Haziran sonuna doğru artan muharebeler nedeniyle cephede 50.000’e yakın harp paketi, 15.000’e yakın Amerikan bezi ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Çanakkale Cephesi’nin 9 Ocak 1916 tarihinde kapanmasına rağmen bölgede bulunan yaralı ve hastaların tedavisine devam edilebilmesi için sağlık malzemelerinin ikmal çalışmaları sürdürülmüştür. Bu noktada ilk olarak bölgeyi boşaltan İtilaf Devletleri’nin yanlarında götüremeyerek bırakmak zorunda kaldıkları sağlık malzemelerinin tespiti yapılarak Harbiye Nezareti’ne bildirilmiştir. Diğer yandan bölgedeki askerlerin ihtiyaçlarının temin çalışmaları yürütülmüştür. Bu amaçla 24’üncü Tümen Komutanı tarafından 27 Ocak 1916 tarihinde Hilal-i Ahmer Merkezi’ne Sarıçalı ve Pınarbaşı hastanelerinde bulunan askerlerin yatak, yorgan ve hatta günlük çamaşır değiştirme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları ve ortaya çıkan tablonun içler acısı olduğu buna dair gerekli yardımın gönderilmesi hususunda bir yazı yazılmıştır. Çanakkale Müstahkem Mevki Kumandanlığı’ndan 15 Şubat 1916 tarihinde Hilal-i Ahmer merkezine gönderilen yazıda muharebenin başından beri mevcut hasta yataklarının kullanılamaz duruma geldiği, ağır yaralıların sevklerinin sağlanabilmesi için 1.000 yatak ile uygun miktarda çamaşırın gönderilmesi talep edilmiştir.

SONUÇ

Çanakkale Muharebeleri öncesinde ve bu süreçte sağlık hizmetleri aksaklıkların olmasına rağmen başarılı bir şekilde yürütülmüştür. 5’inci Ordu bölgesinde hastaneler ilaç, malzeme ve kapasite bakımından geliştirilmiş ve yeni hastaneler kurulmuştur. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde bölge imkânları büyük oranda kullanılmıştır. Aksi halde Çanakkale’den başlayarak İstanbul’a kadar ve hatta Edirne, Eskişehir gibi muharebe alanına kısmen daha uzak bölgelere doğru uzanan sağlık hizmeti veren sabit ve seyyar tesisler kurulmuştur. Kara Muharebeleri ile birlikte yaralanmaların artması üzerine muharebe alanındaki ve çevresindeki hastaneler yetersiz kalınca yaralı ve hastaların ilk müdahale sonrasında önemli bir bölümü İstanbul’a ve memleket içi hastanelere sevk edilmek zorunda kalmıştır. Bu tahliye işlemleri Şirket-i Hayriye ve Haliç Şirketi vapurları ile yapılmıştır. Sağlık malzemelerinin cepheye sevk edilmesinde Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin önemli faaliyetleri olmuştur. Cephede en önemli sağlık sorunu salgın hastalıklar olmuş ve daha cepheye gönderilmeden askerlerin sağlık kontrolleri ve bulaşıcı hastalıklara karşı aşıları yapılmaya başlanmıştır. Salgın hastalıklar gibi etkenlerle cephe gerisi hizmetlerin aksamasının da önüne geçilmiştir. Ayrıca Hilal-i Ahmer Cemiyeti aracılığı ile askerin moral bulması için yapılan faaliyetler, muharip sınıfın motivasyonunu yükseltmek adına önemli bir yere sahiptir. Bu derinlikte bir alanda sağlık hizmetlerinin yürütülebilmesinde hiç şüphesiz Menzil Müfettişliği’nin örgütlenme biçimi kadar Başkomutanlık Vekâleti’nin planlanması önemli bir paya sahiptir.

KAYNAKÇA

Arşiv Kaynakları

Atase Arşivi

ATASE Arşivi, BDH Kls. 2212, Dos.41, Fih.2-1.

ATASE Arşivi, BDH Kls. 2215, Dos.59, Fih.2-5.

ATASE Arşivi, BDH Kls.1151, Dos.109, Fih.1-56.

ATASE Arşivi, BDH Kls.1887, Dos.53, Fih.5/5.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2189, Dos.41, Fih. 2-2.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.3-9.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.4-1.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.5-2.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.5-35.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.6-13.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.6-19.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.6-2.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.6-20.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.6-27.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2208, Dos.21, Fih.6-58.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2212, Dos.41, Fih.2-8.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2212, Dos.41, Fih.2-9.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2215, Dos.59, Fih.1-24.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2215, Dos.59, Fih.1-25.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2215, Dos.59, Fih.1-26.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2215, Dos.59, Fih.1-30.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2215, Dos.59, Fih.1-31.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2217, Dos.68, Fih.11.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2421, Dos.38, Fih.3-3.4.5.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2421, Dos.38, Fih.3-6.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2423, Dos.49, Fih.4.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2423, Dos.49, Fih.4-1.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2430, Dos.84, Fih.3-6.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2437, Dos.127, Fih.5.

ATASE Arşivi, BDH Kls.2437, Dos.127, Fih.5-1.

ATASE Arşivi, BDH Kls.3957, Dos.14, Fih.3-5, 3-13

ATASE Arşivi, BDH Kls.3957, Dos.14, Fih.4.

ATASE Arşivi, BDH Kls.3957, Dos.14, Fih.5

ATASE Arşivi, BDH Kls.4341, Dos.4, Fih.135.

ATASE Arşivi, BDH Kls.4343 Dos.12, Fih.23.

ATASE Arşivi, BDH Kls.4351, Dos.46, Fih.2/5.

ATASE Arşivi, BDH Kls.4364, Dos.37, Fih.1-19.

ATASE Arşivi, BDH Kls.4550, Dos.27, Fih. 2.

ATASE Arşivi, BDH Kls.4550, Dos.27, Fih.1-6.

ATASE Arşivi, BDH Kls.4701, Dos.H-1, Fih.1-48.

ATASE Arşivi, BDH Kls.4701, Dos.H-1, Fih.1-49.

ATASE Arşivi, BDH, Kls.2422, Dos.45, Fih.4.

ATASE Arşivi, BDH Kls. 1741, Dos.126, Fih.8.

Kızılay Arşivi

K.A, Kutu:12, Belge No:247.

K.A, Kutu:12, Belge No:268.

K.A, Kutu:12, Belge No:273.

K.A, Kutu:12, Belge No:280.

K.A, Kutu:202, Belge No:15.

K.A, Kutu:221, Belge No:64-1.

K.A, Kutu:238, Belge No:28.

K.A, Kutu:238, Belge No:29.

K.A, Kutu:25, Belge No:16.

K.A, Kutu:250, Belge No:100.

K.A, Kutu:250, Belge No:62.

K.A, Kutu:27, Belge No:176.

K.A, Kutu:270, Belge No:33.

K.A, Kutu:270, Belge No:43.

K.A, Kutu:270, Belge No:53-10.

K.A, Kutu:311, Belge No:1.

K.A, Kutu:523, Belge No: 16.

K.A, Kutu:523, Belge No:2.

K.A, Kutu:523, Belge No:57.

K.A, Kutu:573, Belge No:7.

K.A, Kutu:90, Belge No:27-1.

K.A, Kutu:90, Belge No:6.

K.A,Kutu:16, Belge No:136.1.

Araştırma Eserler

A. Noyan, Son Harplerde Salgın Hastalıklarla Savaşlarım, Son Havadis Matbaası, Ankara 1956.

AKBAY, Cemal (Em.) Tuğg.; Osmanlı İmparatorluğu’nun Siyasi ve Askerî Hazırlıkları İle Harbe Girişi, Ankara, Genelkurmay Personel Başkanlığı, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, 2004.

AYSAL, Necdet; “Çanakkale Muharebeleri’nde Sağlık Hizmetleri ve Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin Faaliyetleri”, 100’üncü Yılında Çanakkale Zaferi Ulusal Sempozyumu 28-29 Nisan 2015 İstanbul, T.C. Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Yayını, İstanbul 2015, ss.20-41.

Binbaşı M. Sabri Bey, Seddülbahir Muharebesi ve 26. Alay 3. Tabur Harekâtı, Yıldız Harp Akademisi Matbaası, 1933.

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi, V. Cilt III. Kitap, Genelkurmay Personel Başkanlığı, Ankara, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, 2012.

Cebeciyan, Bir Ermeni Subayın Çanakkale ve Doğu Cephesi Günlüğü 1914-1918, İstanbul, Aras Yayıncılık, Eylül 2015.

CONK PAŞA, Cemil; Çanakkale Hatıraları ve Conkbayırı Savaşları, Yay. Haz. Metin Martı, Çanakkale Hatıraları Cilt III, İstanbul, Arma Yayınları, Temmuz 2002.

Çanakkale 1915 Kanlısırt Günlüğü, Mehmet Fasih Bey’in Günlüğü, Yay. Haz. Murat Çulcu, İstanbul, Kaptan Yayıncılık, 2006.

Çanakkale Acı İlaç: 18 Mart 1915-9 Ocak 1916, Haz: Şadan Maraş Öymen- İ. Edip Eymil Öymen, İstanbul, Deva Holding, 2005.

ERDEMİR, Lokman;  Bir Milletin Varoluş Destanı, İstanbul, Çamlıca Yayınları, 2011.

ERDURAN, Behçet Sabit; Cephedeki Bir Doktorun Gözünden 1915 Baharında Çanakkale, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2015.

ESENKAYA, Ahmet; “Çanakkale Muharebelerinde Cephede ve Cephe Dışında Sağlık Hizmetleri”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, Bahar-Güz 2011, S. 10-11, ss.25-70.

GÖZCÜ, Niyazi İsmet “Umumi Harpte Çanakkale Müdafaası Esnasında Türk Ordusu Sıhhi Hizmetleri”, Askeri Sıhhiye Mecmuası, 1938, S. 23.

H. Özdemir, Salgın Hastalıklardan Ölümler, 1914-1918, TTK, Ankara 2010.

Hasan Remzi Fertan’ın Harp Hatıraları, Haz. Lokman Erdemir, İstanbul, Bağcılar Belediyesi,  2016.

Karamanlı Rum Ortodoks Bir Askerin Seferberlik Hatıraları Çanakkale ve Doğu Cepheleri 1915 – 1919, Yay. Haz. Evangelia Achladi, İstanbul,  Kitap Yayınevi, 2017.

MÜHLMAN, Carl; Çanakkale Savaşı Bir Alman Subayı’nın Anıları, İstanbul, Timaş Yayınları, 2009.

NACİ, İbrahim; Allahaısmarladık, Yay. Haz. Lokman Erdemir-Seyit Ahmet Sılay, İstanbul, Yeditepe Yayınevi, 2013.

On Yıllık Savaşın Günlüğü, Yay. Haz. İzzeddin Çalışlar, İsmet Görgülü, Güncel Yayıncılık, İstanbul, 2007

ÖZBAY, Kemal;  Türk Askeri Hekimliği Tarihi ve Asker Hastaneleri, C. I., İstanbul, 1976.

SANDERS, Liman von;  Türkiye’de Beş Sene, İstanbul, Yeditepe Yayınevi, 2006.

SARI, Nil; Zuhal Özaydın “I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyetinin Sağlık ve Sosyal Yardıma Katkıları,”, II. Türk Tıp Tarihi Kongresi, Kongreye Sunulan Bildiriler, İstanbul, 20-21 Eylül 1990, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1990, ss.161-170.

TAŞKIRAN, Cemalettin; “Çanakkale Savaşlarında İtilâf Devletleri’nin Hasta ve Yaralılarımıza Saldırıları”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, Mart 2003. S. 1, Mart ss.103-113.


[1]Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Dr. Öğretim Üyesi, barisborlat@gmail.com

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.