Dolar 32,5004
Euro 34,6901
Altın 2.496,45
BİST 9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19 °C
Parçalı Bulutlu

Mehmet Öztürk

26.12.2022
388
A+
A-
Mehmet Öztürk

MEHMET ÖZTÜRK

Biga – Gürçeşme Köyü’nden

On senede geldim askerden. îlkin Çanakkale’de girdim savaşa. Topçuydum. Sonra Çanakkale’yi geçemeyince kâfir Arabistan’a kıvrıldı. Bağdat yanlarına gittim, îngilizle boğuştuk o tarafta da. Sonra Fransızlarla Adana yanında çarpıştık. En sonra da Haymana taraflarına gelip Yunan’ın peşine düştük.

1310(1894) doğumluyum. 87 yaşına bastım.

Çanakkale’de topçu ayırdılar beni. 5. bölüğe düştüm. Üç gün sonra geçirdiler bizi karşı yakaya. Arıburnu tarafına. Zığındere’de üç ay topların başındaydım. Üç ay ateş ettik düşmana. Ne boğazdan geçebildi, ne karadan. Geri gitti. Biz topları Akbaş İskelesi’ne indirdik. Bir vapura yüklendik. İstanbul’a geldik.

Toplar tamir oldular. Tekrar bir vapurla İzmir’e gittik. İzmir’den trene topları, mandaları yükledik. Konya Ulukışla’da indirdik trenden. Koştuk mandaları toplara. Tarsus’a geldik. Tekrar trene yüklediler bizi… 4 topumuz var.

15’lik ağır obüs. Neyse uzatmayalım. Bağdat yakınlarına sokulduk. Daha da ileri gittik. İran topraklarına filan girdik galiba… Kut’ül- Amara denilen yerlere vardık.

İngiliz’e karşı veriyoruz ateşi. O da bize atıyor mermiyi. Bir mermi geldi… İngilizlerden toplardan ikisi işe yaramaz hale geldi… 8 arkadaş da şehit oldu yanımızda. Ben ve Ali Çavuş kaldık topların başında.

Bozulduk. Geri çekiliyoruz. İngiliz de arkamızdan geliyor. Başka topların tekerleklerinden buluyoruz takıyoruz bizim toplara öyle çekiyoruz geriye. Bağdat’a geldik. Bağdat’ın yanında bir yer var. Şamara dedikleri. Samara’da toplandık. O gece Bağdat yandı. Cephanelikleri ateşe vermiş İngilizler. Sonra Musul’a geldik. Musul’da toplar tamir edildiler. Hadi bakalım Kürt Harbi’ne. Sekiz ay durduk Kürtlerin karşısında. Kürtler Musul’a doğru kaçtılar. Musul’a geldik. Musul’da terk-i silah oldu. Silahları bıraktık. Toplayıverdi İngiliz bizi önüne… Nusaybin’e kadar getirdi.

Nusaybin’de Ali İhsan Paşa’yı İngilizler esir aldılar. 5. Ordu Kumandanıydı. Nusaybin’de trenin üzerine çıktı. Bir nutuk verdi Ali İhsan Paşa. Alay Kumandanımız vardı Kenan Bey. albaydı. Ali İhsan Paşa dedi ki: Kenan Bey, bu asker sana teslim. Diyarbakır, Urfa, Mardin, Elazığ bu arada bu askeri salmayacaksın. Beni İngilizler sınır çizmek için götürüyorlar. Ben gene geleceğim. Biz koştuk mandaları toplara Diyarbakır’a gittik. 1,5 sene durduk Diyarbakır’da. Yunan da o sıralarda çıktı İzmir’e. Fransızlar Adana’ya çıkmışlar. Biz Adana tren yolunu Fransızlarla sınır yaptık. 1,5 sene ateş yaptık Fransız’a oralarda.

Fransız Cephesi’nden hep gece gitmek üzere bir ayda Ankara’ya geldik. Topları getiriyoruz Ankara’ya. Gündüzleri gidemiyoruz. Yunan’ın tayyaresi görmesin diye gece gidiyoruz. 0 zaman yol filan yok. Ali İhsan Paşa’nın fırkasından 350 kişiyiz.

Ankara’ya bir saat kalmış artık. Yakınlaşmışız. Deliktaş dedikleri bir köye varmışız. Yüzbaşımız Haşan Tahsin Bey, Bursalı Rıfat Efendi vardı. Rıfat Efendi mülazım-ı evveldi. 0 köyden bir süvari yolladık Ankara’ya Köyde bize kadınlar börekler, çörekler getirip karınlarımızı doyurdular. Kadının biri geldi bizim yüzbaşıya; ben de yüzbaşının yanındayım.

Efendi, bu bizim halimiz ne olacak? diye sordu.

Yüzbaşı da:

“Ne olacak kadın?” dedi.

Kadın başladı konuşmaya:

“Bizim adamlarımızı aldılar, gittiler. Düşman da hep bu tarafa geliyor. Öte gitmiyor. Haymana’nın üstünden de düşmanın top sesleri geliyor.

Güüırr, Güürrrr!” diye.

Yüzbaşı, kadına bizi gösterip dedi ki:

Bugün dinleyin, yarın ötemez Yunan’ın topları.

Kadın sordu Yüzbaşı’ya:

“Neden?

Yüzbaşı bizi gösterdi eliyle kadına:

-Bu askeri görüyor musun? Çanakkale Harbi’ndendir bunlar… Sekiz senelik hepsi. Arabistan’ı kıvrandı bu asker. Katiyen gelemez Yunan.

Ankara’ya gönderdiğimiz süvari geldi. Çıktık yola. Mandalarla gidiyoruz. Sabahleyin girdik Ankara’ya. Marşlar söyleyerek istasyona varıyoruz.

“Ankara’nın taşına bak

Gözlerimin yaşına bak

Ankara’nın dardır yolu

Yunan almış sağı-solu

Biz Yunan’ı mahvederiz

Gelsin Kemal Paşa Kolu”

“Korku nedir? İçimizde bilinmez. Kanlı yazı alnımızda silinmez. Biz var iken, Ankara’ya girilmez.”

Böyle marşlar söylüyoruz. İstasyonda bulunanlarda bizi alkışlıyorlar.

Atatürk orada başımızdaki Kenan Bey’e dedi ki: Asker saat 10’a kadar serbest. Saat 10’da tren gelecek. Sıçancık İstasyonu’nda inecekler. Haymana’nın Çulluk Köyü’ne toplar kurulacak. Sabahleyin ateşe başlayacaklar.

O sırada bir çok kadınlar geldiler. Kimileri yaralı, kimisinin memeleri kesikti. Savaştepeli arkadaş var yanımda benim. Kara Fatma dedikleri bir kadınmış o gene. Çıktı biri trenin üstüne konuşuyor. Biz onu yüzbaşı filan sanmıştık. Yaralı kadınları eliyle göstererek: “Şu kadınların haline bakın. Çanakkale’nin Biga denilen yerinden beri bu Yunan böyle yapıyor. Bu kadınların kimisi anneniz, kimisi bacınız yerine. Bunları gördünüz ona göre, cepheden geri dönecek olanı, paşa da olsa vuracaksınız.” Dedi

O gece biz Çulluk Köyü’ne gidip topları kurduk. Sabahleyin başlayıverdik ateşe. Anam! Anam! Anam! Üçüncü günü saat sekiz sıralarında Yunan kaçmaya başladı. Sakarya Nehri’nden sığamıyor geçmek için. Bütün koşulu beygirlerini köprü yapıyor geçmek için nehirden. Biz de Polatlı İstasyonu’nun oradan geçtik. Yunan geçtikten sonra birinci köyü yaktı “Yanık Köy” koyduk adını o köyün biz de. Yakıp kaçıyor Yunan. Biz hem gidiyoruz arkasından, hem ateş ediyoruz toplarımızla. Ağır obüs bizim toplar. Adî ateş yapıyoruz, 45 okka mermileri var.

Afyon’a gelince dayandı gavur. Kuvvetimiz yetmedi. Bir sene durduk Afyon köylerinde. Karadilli, Arızkaya, Göçenli, Kılıçkaya, Akşehir taraflarında bir sene durduk. Sene geçti. Bir sabah hücuma başlayacağız. Topları doldurduk… Bekliyoruz. Afyon Kalesi’nde de Yunan’ın topu var.

Biz Ali İhsan Paşa Cephesi’ndeyiz. Dumlupınar Cephesi’nde. Biz topçuyduk dedim ya! Atatürk hiç sakınmazdı bizden. Yanımıza gelirdi. O sabah gene bizim yanımızdaydılar. Öteki büyük paşalar da vardı. Çakmak, Karabekir, İnönü.

Fevzi Çakmak Atatürk’e dedi ki: Mustafa, ben sabah namazımı kılsam, Atatürk de:

Hay hay Paşam kılın. Birazdan başlayacağız ateşe, bir daha kılamazsın.

Fevzi Çakmak ayrıldı namaz kılmaya gitti. Bizim iki ağır obüs topumuz var. Yanımızda başka bölükte de iki tane 7,5’luk top vardı. Sonra o 7,5’luklar İnönü tarafına gittiler. Toplar hazır mı? Hazır dedik. Gün ışıyordu. Başlayıverdik ateşe. Bir atış, ardından bir daha… Yunan’ın Afyon Kalesi’ndeki topu sustu. Öyle haber geldi. Başımızda Yüzbaşı Kemal Bey vardı. Sonra o Menemen bağlarında şehit oldu.

Dürbün elinde söylerdi mesafeyi… Sektirmezdi.

Yunan’ın Afyon Kalesi’ndeki topunu benim topun ikinci mermisi susturdu. Kumandanlarda yanımızdaydı. Atatürk, Yüzbaşı Kemal Bey’e dönüp dedi ki:

-Bravo be madalya yaz çavuşa!  İlk madalyayı ben aldım. Atatürk verdirdi.

benim madalyamı.

On dört günde İzmir’e indik. İzmir’de vapurların üzerleri tütün dizileri gibi Yunan doluydu. Denizin üzeri de şapka… Vapur mu yeter onca Yunan’a… Def oldular… Gittiler. Sonra biz Manisa, Bursa, Bandırma’dan geçtik. İzmit’e dayandık. Ben İzmit’ten teskeremi aldım.

5. Fırka, 8. Alay, 2. Tabur, 5. Bölük’teydim. Atatürk, Grup Kumandanı’ydı. Arıburnu’nda. Bizim topların da yanma gelirdi. Orada Tahsin Bey vardı. Yüzbaşımızdı. Atatürk Ona derdi ki:’ Maaşallah, Maaşallah Tahsin Bey, bunlar öğrenmişler. Afyon Kalesi’ne attığımız zaman Yüzbaşı Kemal Bey şöyle emir vermişti. Ben de nişancıydım, topun başında. “Mesafe 4.600, 5 barut hakkı, dane, doğru.” Emir buydu. İkinci mermide kaledeki topu sustu Yunan’ın. Sonra bize döner: Mermiyi şöyle yapın, kolunuzu dayayın da öyle koyun. Korkmayın,, bir kere korku getirirseniz yüreğinize, hep korkarsınız. Korkmayın, diye konuşurdu.

Çanakkale Harbi’nde Zığındere’de üç ay ateş yaptık… Düşman zırhlıları vardı dış denizde… Denizin üstü kasaba gibiydi…

Gemi doluydu.

Arabistan’dan mandalarla çekip getirdik, toplarımızı. Haymana’ya geldik. Maraş’ta da kaldık biz, Fransız’a karşı. O yüzden Maraş Fırkası da derlerdi bizim fırkaya.

Seferberlikte 80 kişi kadar gitti bizim köyden. Ben Arabistan’a gittiğim için geç geldim köye. Çanakkale’de kırıldı bizim bu köyden gidenlerin çoğu bir kaç kişi gelmişler… Onlar da ya kolu yok… Ya bacağı…

Üç aylık evliydim askere giderken on sene sonra geldim köye. Beş kız. bir erkek çocuğum oldu. Soma oğlumu öldürdüler. Üç ayda bir maaş veriyorlar. Madalya maaşı. Yaralanmadım. Nine öleli çok oldu. Gözlerimin birisi hiç görmüyor. Birisini ameliyat ettirip açtırdım. O biraz görüyor. Öteki hiç görmüyor. Çanakkale’ye 18. Mart’a çağırıyorlar… Gidemiyorum ki… Gözler görmüyor… Nasıl gideyim…

7 CEPHE’nin GAZİLERİ anlatıyor, Cahit Önder, 2005, s.30-31-32-33.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.