Dolar 32,2093
Euro 35,0168
Altın 2.501,77
BİST 10.739,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25 °C
Parçalı Bulutlu

İzzetin Çalışların 25 Nisan 1915 Raporu

26.12.2022
277
A+
A-
İzzetin Çalışların 25 Nisan 1915 Raporu

ÇANAKKALE MUHAREBÂTI HATIRATINDAN

“12 Nisan 331/25 Nisan 1915”

Erkân-ı Harp Kaymakamı İzzettin

Berrak ve güzel bir bahar günü sabahı daha şafakla beraber kulakların hergün işitmeye itiyat ettiği top gürültüleri arasında duyulan ve yakında bir muharebenin vukuunu ifham eden tüfek seslerini ve sahil tarassut kıtaatından gerideki fırka karargâhlarına telefon ve emr-i berlerle gelen raporlar vaziyetin pek ciddi olduğunu ilan ediyordu. Artık kıtaat bir zamandan beri olduğu gibi talim ve manevra maksadıyla  yaptıkları silah başına hareketi bugün o manevra ve talimlerde istihdaf eyledikleri hakiki hedefi karşılamak üzere yapıyorlardı. Binaenaleyh her tarafta başlayan mesai daha ziyade ateşli ve heyecanlıydı. Çünkü bilhassa 5 Mart Muharebe-, Bahriyesinden sonra intizar olunan itilaf kıtaatının hareketi başlamıştı.[1] Fırkadan itibaren büyük kumandanların muhtemel bir ihraç karşısında bugüne kadar düşünüp ittihaz eyledikleri tertibat ve tedabirin hakikate ne dereceye kadar tevafuk eyleyeceğini ve yeni tehaddüs edecek vaziyetlerle ne gibi safahat tevellüt edeceğini kemal-i ciddiyetle düşünmeye başlamışlardı. Makam-ı hilafet ve saltanatı müdafaa edecek olan bu sahillerde Osmanlı ordusundan 5 Mart 331 günü boğaz istihkamatının gösterdikleri asâr-ı kahramanâneyi tanzir etmek vazifesi bekleniyordu. Bu mearike-i mukaddese de bende 19.Fırka Erkan-ı Harbi sıfatıyla bulunmak fahr ve şerefiyle mübahi bulunduğumdan içinde yuvarlandığım muhtelif safahat ve vekayiden bazıları hakkındaki hatırat-ı askeriyemi ve malumatımı silah arkadaşlarımın inzar-ı mütalaasına arz etmeyi münasip gördüm.

12 Nisan 331[2] Pazar günü Bigalı Köyü’ne Yel değirmeni düzlüğüne teessüs eden 19. Fırka Karargahında çadırımda gece yarılarını geçen saatlere kadar devam eden mesainin verdiği yorgunluk içinde derin derin uyumakta  iken Fırka Yaveri Süvari Mülazımı Vahit Efendi beni uyandırdı ve elime bir kağıt verdi. Bu kâğıt Maydos’ta 9.Fırka Kumandanı Miralay Halil Sami Bey tarafından 19.Fırka Kumandanı Kaymakam Mustafa Kemal Bey’e saat/dakika 5.10’da yazılan ve Seddülbahir ve Arıburnu sahilinde müteaddit düşman harp ve nakliye gemilerinin yanaştığını ve ihraç hareketine mübaşeret eylediklerini bildirir rapor idi. Derhal yavere, kumandan bey tarafından görülüp görülmediğini sordum. Evet gördü. Kendisi de yatağından kalkıp giyindiler cevabını verdi ve sizi istiyorlar dedi. Acele ile kalktım, giyindim ve derhal kumandanın nezdine gittim. Arıburnu ve Kabatepe tarafından işitilen tüfek sesleri vaziyetin ciddiyet ve ehemmiyetini gösteriyordu.

İlk işimiz fırka kıtaatını vaziyetten haberdar ederek silah başına etmek oldu. İhracın derecesi hakkında bir malumat olmadığı gibi ihraç vuku bulan mıntıkaya amir ve kumandan olan 9. Fırka Kumandanı, 19. Fırka’dan henüz bir şey talep etmiyordu. Şibh-i cezirenin başka taraflarından Gelibolu veya Anadolu cihetinde düşmanın teşebbüsatı olup olmadığı ve mevcut ise derecesi hakkında dahi bir malumat dahi gelmemişti.19.Fırka icabında Maydos Mıntıkasında istihdam olunmak, icabında Anadolu cihetine veya Gelibolu’ya hareket etmek üzere ordunun ihtiyat-ı umumisi idi. Fakat şimdi en yakın tehlike, en ciddi tabiye-i vaziyeti şibh-i cezirenin cenubunda Seddülbahir ve Arıburnu’nda başladığı anlaşılan ihraç hareketine karar vermeleri halinde en muvafık olarak Seddülbahir ile Kabatepe mıntıkasını intihap eyleyecekleri kanaatindeydi. Anadolu veya Gelibolu cihetlerine ikinci bir ihraç hareketini, ikinci bir derece bir ihtimal ile görüyordu. Çünkü Seddülbahir ve Kabatepe’de yapılacak baskın tarzında bir ihraç ile Kilidülbahir istihkamatının arkası alınarak boğazların iskatı mümkün olacağı zannediliyordu. İtilaf Ordusu tarafından gerek Seddülbahir ve gerekse Kabatepe’de yapılacak hareketin arazi nokta-i nazarından donanmanın da en ziyade himayesine nail olacağı kabul ediliyordu.

Filhakika Seddülbahir sahası denizden İtilaf Donanmaları tarafından makrazi bir ateş altına alınması mümkün idi. Kabatepe dahi şibh-i cezire dâhilinde denize karşı en açık bir mahal idi. Kabatepe açıklarında yükselecek bir balon sahilden itibaren Kakmadağı ’na kadar olan sahayı nazar-ı hâkimiyeti altında tutarak istediği tarafa gemi ateşlerini tevcih ettirebilirdi. Bilakis Kabatepe’nin şimalinde Arıburnu’na bir ihraç beklenmiyordu. Arıburnu mıntıkası yolsuz pek arızalı bir arazi idi. Askerin hareketini ziyadesiyle tas’ib eden kesif fundalıklarla mâli sırtlar, derin ve seyllerden mütevellit tırmanması ekseriya gayr-ı mümkün vadilerle mücehhez sarp bir arazi idi. Bu sebepten İtilaf Ordusunun buralara yanaşmayacağı bugüne kadar yaptıkları balon ve tayyare istikşafıyla Arıburnu mıntıkasının mütaatını takdir eyledikleri ve bilhassa Osmanlı Kıtaatının bu arazide donanma ateşinden masun bir halde hareket edebileceğini ve kendi askerleri de yalnız Arıburnu sırtlarının denize müteveccih garp yamaçlarında himaye görebileceklerini anlamış oldukları zannediliyordu. Bidayet-i muharebede Arıburnu arazisi muharebe esnasında aldığı vaziyetle kabil-i kıyas değildir. Kıtaatımız dahi yekdiğeriyle irtibatı kaybedecek derecede karışık ve fundalıklı bir arazide idi. Muharebe esnasında o gibi avarız ber taraf edilerek  ve bir çok izler  ve yollar vücuda gelerek ilk vahşetini kaybetmemişti.

Bilahare İngiliz neşriyat-ı resmiyesinden anlaşıldığı üzere Arıburnu’na ihraç bir tesadüf eseri olmuştu. İngilizler bu tesadüfün kendiler için iyi olduğunu söylüyorlar. Hâlbuki ilk kıtaat Kabatepe’nin biraz şimalinde yani Arıburnu ile Kabatepe arasından çıkarılmış olsaydı ilerleme hareketleri daha seri ve sehil olacaktı. Yakında ihtiyat kıtaatımız olduğundan bir taraftan Kavaktepe sırtlarını elde etmek ve diğer taraftan sola çark ile Arıburnu sırtlarını elde etmek mümkün olacaktı.

19.Fırkanın vazifesi, Beşinci Ordu mıntıkasının her tarafı için ihtiyat-ı umumi olduğu ve binaenaleyh ordunun vereceği karara göre hareket eylemesi icap eylediği anlaşılmakta ise de böyle mühim ve hayatı bir an için intizar etmek ve cereyan eden ahvalden uzak bulunan ordu kumandanından emir beklemek fahiş bir hataya meydan verirdi.  Kendi kanaatine ve fikrine emniyetle itimad eden 19. Fırka Kumandanı için kendiliğinden bir karar vermek lazım idi ve böyle de oldu.

İmdi Arıburnu’na karşı tarafımızdan başlayan harekât-ı askeriyeyi tasvir ve tavsif etmezden evvel 12 Nisan günü[3] sabahı şibh-i cezirede ve daha doğrusu Çanakkale darulharbindeki Osmanlı ordusunun va’z-ül ceyş’ini zikir ve beyan edelim. Osmanlı Ordusunun İtilaf Hûkât-ı Askeriyesine karşı ilk ve şanlı muvaffakiyeti olan 5 Mart Muharebe-i Bahriyesini[4] müteakip İtilaf Donanması boğazın methalini ve Saroz’dan itibaren Edremit’e kadar olan sevahili sıkı bir keşif ve tarassut altına almış ve tayyareleri ile her gün istikşafat yapmakta bulunuyordu. Bundan sonra mü’telifinin adalarda General Hamilton ve General De Amade kumandasındaki tahşidatı istihbar kılınması üzerine atideki kıtaattan müteşekkil Beşinci Ordu teşkil ve kumandanlığına Liman von Sanders Paşa tayin olunmuştu. 

  • 3 ve 11. Fırkalardan mürekkep 15. Kolordu Weber Paşa kumandasında Anadolu Cihetinde.
  • 9, 19, 5. Fırkalardan mürekkep 3. Kolordu Esad Paşa  kumandasında Gelibolu Şibh-i Ceziresinde.
  • 5. Fırka Saroz şimalinde Yeniköy civarında       (ORDUNUN EMRİNDE)
  • Müstakil Süvari Livası Keşan cenubunda           (ORDUNUN EMRİNDE)
  • Çanakkale Mevki Müstahkemi emrinde olarak 64.Alay ile Beyoğlu Jandarma  Alayı mevcuttu.

Şibh-i cezire üzerindeki 3.Kolordu Bolayır’dan itibaren Seddülbahir’e kadar devam eden sahil mıntıkasından mesul olup va’z-ül ceyş ber vech-i âti idi:

  • 3.Kolordu Karargâhı Gelibolu
  • 7.Fırka Karargâhı Gelibolu- Saros sahili, Bolayır hattından, Deliyanı limanına kadar olan sahil. Tarassut edecek vechile Gelibolu- Bolayır ve Yeniköy’de üç grup halinde  müctemi bulunuyordu. Kolordu emrinde merkezi Tayfur’da bulunan Gelibolu Seyyar Jandarma Taburu, Deli yanı limanı ile Koyun limanı arasındaki sahili tarassuda memur idi.
  • 19.Fırka Karargâhı Bigalı Köyü:

Fırka kıtaatı Bigalı Köyü, Maltepe, Maltepe garbında.

  • Alay 72, Alay 77, Alay 57, Topçu Alay 39, Tb.1 Mantelli, Tabur, Sahra Tabur 3 Cebel.
  • Alay 77/3 Koyun limanından  (hariç) Ağıl deresine olan sahili tarassut ediyordu. Tabur merkezi Turşun’da idi.
  • 9. Fırka Karargâhı Maydos.

* 27.Alay Maydos zeytinliğinde, ikinci taburu merkezi Kabatepe olmak üzere Anafarta azmağından Kumtepe ( hariç) olan sahili tarassut ediyordu.

* Arıburnu sırtlarında fırkadan bir cebel bataryası vardı.

*Fırkanın topçusu Çamburnu’nda

*Alay 25 Sarafim Çiftliğinde

*Alay 26 Kirte’de. Bu alay Kumtepe’den itibaren Seddülbahir  sahilini tarassut ediyordu. Ağılderesinden itibaren Seddülbahir’e kadar sahilin tarassut ve temini 9.Fırkaya aitti.

19.Fırka boğazın her iki tarafı için ordu ihtiyatıdır. Ve yalnız talim ve terbiye ile iştigal eylemesi emir iktizasındandı. Bu tertibat alındığı zaman sahil tarassutu kuvvetli ad edilemeyecek gibi idi. 18 Mart 331 tarihine kadar tarassut tertibatı mevcut idi.[5] Bu tertibat Beşinci Ordu’nun teşkilinden evvel alınmıştı. O zamanlar boğazın tarafeynindeki kıtaat ( 9,19,11.Fırkalarla, Alay 64, Beyoğlu Jandarma Alayı) tabiye nokta-ı nazarından Mevki Müstahkem Kumandanı Cevat Paşa hazretlerinin tahtı emrinde bulunuyordu. Bu zamana kadar takip olunan sahil tabyası düşmanı mümkün olduğu sahile çıkartmamak idi. Binaenaleyh sahil tarassut ve emniyet kıtaatı daha kesif odluğu gibi ihtiyatlarda nispeten sahile daha yakın idi.

Seddülbahir ve Kabatepe sahillerinde ilk ihracı karşılamak üzere iki alay bulunduruluyordu. Bir alayda Sarafim Çiftliğinde ve iki alayda Maydos’ta ihtiyatı teşkil ediyordu. Boğazın en kuvvetli ve en ehemmiyetli İstihkamatından Kilidülbahir Grubunun Rumeli cihetinde bulunması ve İtilaf kuvvası tarafından bu hedefin en seri bir surette elde edilmesi için Maydos Mıntıkasının Gelibolu ve Anadolu Ciheti mıntıkalarından daha elverişli bulunması mülahazasıyla en kuvvetli ihraç ihtimalini şibh-i cezirenin cenubunda kabul eden efkâr için böyle yapmak tabii idi. Bizde müteârızîni karaya çıkarmamak, çıktıktan sonra mukabil taarruzla denize dökmek kadar tehlikeli değildi. Mart’ın 19’uncu günü[6] idi ki Beşinci Ordu kumandanı Liman Paşa refakatinde 3. Kolordu Kumandanı Esat Paşa olduğu halde Gelibolu’dan Maydos’a gelerek 9.Fırka Kumandanı Miralay Halil Sami ve 19.Fırka Kumandanı Kaymakam Mustafa Kemal Beyleri de alarak Kabatepe-Kumtepe ve Kirte sahil mıntıkalarında bir cevlan yapmışlar ve netice de o güne kadar mevcut olan sahil tarassut tertibatını daha ziyade tenkis ederek ihtiyat kuvvetlerinin Maydos civarında bulunmasını emretmişlerdi.

Bu tadilat mucibince Kocadere’de bulunan 27.Alay Maydos’a alınmış ve hatta 19. Fırka’nın da 77.Alay’ı Maydos’ tan Çanakkale’ye geçirilmiş idi ki bu alayın 25 Mart’ta tekrar Maydos Mıntıkasına geçirilmesi büyük bir isabet olmuş idi.[7] Bu keyfiyet Maydos mıntıkası sahil müdafaasının doğrudan doğruya mes’ulü olan 9.Fırka Kumandanının fikrini kurcaladığı için 19 Fırka Kumandanı ile 9. Fırka’nın Maydos’taki karargâhında bilâ istişare mîr-ü mumaileyhte sahil tertibatının tenkisi ve sahil yakınında istinad kıtaatının bulunması düşmanın karaya yerleşmesine fırsat vereceğini ve düşman donanmasının himayesinde bir defa karaya yerleşmesine imkân bahşettikten sonra denzie atmak için fazla kuvvetlere fazla kuvvetlere ihtiyaç hâsıl olacağını tasdik etmekle 9. Fırka Kumandanı da ordu kumandanının emir eylediği tertibatı ittihaz etmesiyle beraber muhâzir-i mutasavvire’yi muhtevi bir rapora takdim etmek münasip görülmüştü.

            Binaenaleyh bu son tertibat ile sahil mıntıkasında zayıf tarassut kıtaatı kalmış oluyordu. Bu defa şibh-i cezirenin cenup sahili ihraç mıntıkası olarak kabul edilince kıtaatımızın  muhtemel ihraç mahalinde serian yetişmek ve çıkan düşmana tefevvuk  kazanmak lazımdı. İşte eski tertibat bu noktayı istihdaf ve temin ederken yeni tertibat edememişti.

            Evvelki tertibatta Arıburnu mıntıkasını Alay 27’ nin kısm-ı küllisi Kocadere’de idi. Muaddel tertibata göre, ihraç zamanında Maydos’ta bulunuyordu. Kocadere ’den Arıburnu’na 5,3 kilometre mesafede olduğu için alay zamanında yetişecekti. İhraç Kabatepe’de olsa yine Maydos’a nazaran daha evvel yetişiyordu. Seddülbahir’e daha uzak idi ise de buda büyük bir fark değildi. 9.Fırka’nın kısm-ı küllisi kâfi derece de mukavemet temin edeceği için bu alayın biraz sonra Seddülbahir’e vasıl olması büyük bir mahzur teşkil etmezdi. Görülüyor ki ordu kumandanlığınca İtilaf Ordusunun ihraç teşebbüsü daha ziyade Anadolu cihetinde bekleniyordu.

Muhtelif ihtimale karşı tertibat almak bittabi elzem olup fakat en gâlip ihtimali de evvelden keşif ve takdir etmek, sevk idare sanatının havvâs -ı mümeyyezesindendir. En ziyade muzır olan cihete daha ziyade atf-ı ehemmiyet ediliyor. Böyle bir basiret-i askeriye’ye haiz olanlar muvaffakiyete mazhar olurlar. Her halde 27.Alay’ın Kocadere’de bırakılması halinde bir mahzur tevellüt etmeyecekti. İhraç hareketinin Anadolu cihetine vukuu halinde Maydos Mıntıkasındaki Kıtaat bittabi aynı zamanda karşı sahile nakl olunamayacaktı. Çünkü mevcut vesâit-i nakliye-i bahriye dört-beş alayı aynı zamanda nakletmeye müsait değildi. Binaenaleyh Kocadere’de bulunan son alay bir kafile olarak karşı sahile nakl olunabilecekti. Arıburnu mıntıkasından merkezi Kabatepe’de olmak üzere ve Kumtepe’den Anafarta azmağı cenubundaki Ağılderesine kadar imtidat eden sahili tarassut etmek üzere yalnız bir tabur (Alay 27, Tabur 2) Binbaşı İsmet Bey kumandasındaki tabur mevcut idi. Bu taburdan doğrudan doğruya Arıburnu’nda yalnız bir bölük mevcut idi. Hatta bu bölükte bir takımı Arıburnu Mıntıkasında bulunduğundan Arıburnu sırtları iki takımdan ibaret bir kuvvet ile temin olunuyordu. Bir cebel bataryası da Arıburnu sırtlarında tabiye olunuyordu. İşte Arıburnu’na vuku bulan ilk ihraç hareketini bu iki takım karşılamış bulunuyordu.

Yukarıda zikredildiği gibi 19.Fırka’ca düşman ihraç teşebbüsatının derecesi anlaşılamadığı gibi 9. Fırka Kumandanlığı Seddülbahir ve Arıburnu hakkında ne kadar verdiği malum olmamıştı. 19.Fırka kıtaatı silah başına etmiş bulunuyordu. Fırkanın va’z-ül ceyş-i ber veçhi zîr mufassalan beyan etmek muvafık olur.

  • Fırka Karargâhı: Bigalı Köyü’nde Yel Değirmeni düzlüğünde.
  •   Cebel Taburu: Bigalı Köyü’nde Yel Değirmeni düzlüğünde.
  • Sahra Taburu 2, Seri Ateşli: Bigalı Köyü- Bigalı Koyu yolu ile Maydos- Yalova Caddesi telakki mahalli civarında.
  • Sahra Mantelli Taburu 3: Bigalı şarkında çiftlikte.
  • Alay 57:Bigalı Köyünün hemen garbında çadırlı ordugâhta
  • Alay 72: Maydos- Yalova caddesinin şarkında, Kilya şimalinde, Söğütlü çeşmesi  civarında çadırlı ordugahta
  • Alay 77: Maltepe’de çadırlı ordugâhta. Bu alayın birinci taburu merkezi Turşun olmak üzere Koyun Limanında Anafarta Azmağına kadar sahil tarasutunda.
  • İstihkâm Bölüğü: Bigalı Köyünde
  • Süvari Bölüğü:  Bigalı Köyünde
  • Sıhhiye Bölüğü:  …….Çiftliğinde
  • Seyyar Hastahane: Maydos’ta
  • Telgraf Müfrezesi:  Bigalı Köyü’nde

Fırka Kumandanı ihraç derecesinin teşebbüsü hakkında 9.Fırka’dan biraz malumat almayı beklerken aynı zamanda Fırka Süvari Bölüğünün kısm-ı küllisini Turşun istikametinde ve birer zabit keşif kolu da Anafarta ve Kabatepe’ye sevk eyledi. Sahil ile telefon irtibatımız yok idi. Fırka merkezi yalnız Maydos’ta 9.Fırka ile merbut idi. Maydos vasıtasıyla Kabatepe ile Gelibolu ve Çanakkale ile görüşülebiliyordu. Böyle bir zamanda ise Maydos telefon merkezi sahil kıtaatının emir ve kumandanı olan 9.Fırka ile pek ziyade meşgul olduğu gibi Gelibolu’daki büyük karargâhların ( Kolordu ve Ordu) 9.Fırka ile olan muhaberesi ile meşyû bulunuyordu.

            Kıtaat harekete hazırlanmış bir haldeyken 9.Fırka’dan 27.Alayın bir cebel bataryası ile Kocadere istikametinde Arıburnu’na tahrik edildiği bildirilmişti. 9. Fırka’nın diğer kıtaatı da Kirte’ye gönderildiği anlaşıldı. Şu halde 9.Fırka’nın da artık Arıburnu’na yetiştirecek başka kuvvetleri kalmamış idi. Kolordu’dan daha bir emir yoktur. Bunun üzerine 19.Fırka Kumandanı bizzat kendisinin kumandasında olmak üzere 57.Alay ile bir cebel bataryasından mürekkep bir kuvvet ile Kocaçimen üzerinden Arıburnu’na yetişmeye ve fırkanın kuvve-i asliyesini Bigalı civarında hazır bulundurarak icabında Arıburnu’na icabında Seddülbahir’e veya Kolordu’dan gelecek emre göre sevk etmeye karar verdi.

57.Alay kumandanı zaten karargâha celp edilmiş idi. Hareket emri şifahen îtâ edilerek müfrezeyi Bigalı Köyü’nden Bigalı deresini takiben Kocaçimene hareket ettirdi. Bir müddet Bigalı deresini takip ettikten sonra Matik deresine atlayarak oradan Kocaçimen dağlarına tırmandı. Ben fırka kısm-ı küllisinin başında idim. Tüfek ve top sesleri gittikçe kesâfet peydâ etmekte ve tayyarelerin faaliyeti artmakta idi. İtilaf Donanması, karaya çıkan İtilaf askerlerine yardım etmek ve kuvva-i imdadiyenin vürudunu tehir etmek için fevkalade faaliyet ile çalışıyorlardı. Arazi üzerinde bir nokta-i askeriye değil bir insan tek bir hayvan görse orasını serian şedit bir ateş altına alıyordu. Bu sebepten bizim taraftanda görülmemek için pek ziyade dikkat ediliyordu.

            Bir müddet sonra idi ki, 27.Alay Kumandanından gelen bir rapor üzerine 9.Fırka Kumandanı, 9.Fırka’dan bir iki tabur ile 19.Fırkadan bir, iki tabur ile Kocaçimen’in tutulmasını rica ediyordu. O anda Maydos’ta her iki fırkayı müstakilen sevk ve idare edecek bir kolordu kumandanının bulunması ve bittabi Gelibolu’daki Kolordu Kumandanının ani de Maydos’a yetişmemesi böyle ayrı ayrı hareket etmek ızdırarında kalan iki fırka kumandanını müşkül vaziyette bırakmıştı. 9.Fırka Kumandanı Arıburnu’ndan ziyade Seddülbahir’i düşünüyordu ve bunda bir dereceye kadar haklıydı. Arıburnu ihracına karşı 19.Fırka Kumandanlığınca tedâbir-i lâzıme ittihaz edileceğinden emin idi. İhracın başladığı sabah saat 4’ten şimdiye kadar  4,5 saat mürur etmişti ki, ihraç hareketi gerek Seddülbahir ve gerekse Arıburnu’nda devam ediyordu.  

Her iki sahilde faaliyet ve nakliye gemilerinin ve donanma gemilerinin ziyadeliği her iki noktadaki ihracın ciddiyet ve ehemmiyetini anlatıyordu. Binaenaleyh 19.Fırka’nın Gelibolu tarafına  veya Anadolu’ya geçirilerek o taraflarda istihdamı zamanı geçmişti. Oralarda daha büyük teşebbbüsat olsa dahi 19.Fırka artık şibh-i cezirenin cenubundaki düşman teşebbüsatına karşı kullanılacaktı. İşte 57.Alayın hareket ettiği saat/dakika 8.10’da bütün 19.Fırka hareket edebilmiş olsa Arıburnu’na muvasalatında düşmana faik bir kuvvet ile mukabele olunabilecekti. Bu mukabele düşmanın Arıburnu’na yerleşmemesini temin edecek ve badehu Seddülbahir’de muavenet edebilecekti.

19. Fırkadan serian ve azami derece de istifade edilememesine sebep ordunun ihtiyat-ı umumisi olmakla mukayyet olan bu fırkaya ihracın başladığı saatten üç dört saat sonra ya kadar mâfevk kumandanlardan bir emr-i müveccihenin vürud etmemesi ve daha doğrusu Maydos’ta bir kolordu kumandanının bulunmaması idi. Maydos mıntıkasının en ehemmiyetli bir nokta olduğu evvelce malum değil miydi? Kolordu Karargâhı neden Gelibolu’da bırakılmıştı? Veyahut 9. Ve 19 Fırkaları idare edecek bir kumandan tayin olunmamıştı?  Sevk-ül ceyş ve tabiye ce tecrübe ve malumatımızın takviyesi için bu nokât-ı mühimmenin tavzihi lazımdır.

Müteârızînin Arıburnu ihracında takip eyledikleri maksat ve hedef şu suretle hülasa edilebilir: İtilaf Ordusu ihraç kuvvetlerini iki mahalde çıkarmakla ihraçtan matlup olan sürati temin etmek, Arıburnu’nda muvaffak olunduğu halde fazla Osmanlı kuvvetlerini celp ederek Kilidülbahir istihkamatını daha yakından tehdit ve tazyik edecek olan Seddülbahir ihracında muvaffakiyet ihtimalini artırmak Kavaktepe, Sancaktepe, Conkbayırı. Kocaçimen- Abdurrahman Bayırı silsile-i hakimesini tutarak boğazlara karadan hakimiyeti ihraz ve Gelibolu ile olan muvasalasını tehdit ve Maydos ve bâ şimal istikametinde yayılmak.

Maydos zeytinliğinde refakatinde bir cebel bataryası olduğu halde iki taburu ile hareket eden 27.Alay, Kocadere’den geçerek Kemalyeri sırtlarına vasıl olduğu zaman Avusturalya’lılarda Arıburnu sırtlarında bulunan kıtaatımızı geri atarak Kemalyeri sırtlarının garp yamaçlarına kadar ve bir tarafta Kocaçimen istikametinde ilerleyen aksamıyla dahi Düztepe- Conkbayırı arasına kadar ilerlemişlerdi. Avusturalya kıtaatı ilk sahil ihracatlarında ve mebhus noktalara kadar ilerlemelerinde ciddi bir mukavemete maruz kalmamakla beraber arazi müşkülatını büyük maharetle iftiham etmişlerdi. 27.Alay Kumandanı her iki taburunu açarak geniş bir cephe ile taarruza karar vermişti. Daha ihraca karar veren düşmana karşı böyle bir karar vermek lazımdı. İlerleyebilen taarruz kuvvetlerini geriye atarak kazandığı araziyi elinden almak veya hiç olmazsa kuvva-i imdadiyenin  vüruduna kadar ilerlenmemek maksadını istihdaf ediyordu.

27.Alay Kumandanı biliyordu ki, Arıburnu’na kuvva-i imdadiye gelecekti. 19.Fırkanın kâmilen veya kısmen oraya yetişeceğini ümid ediyordu. Hatta düşmanın bir kol ile Conkbayırı istikametine ilerlediğini görünce Kocaçimen’in serian 19.Fırka tarafından tutulması için mensup olduğu 9. Fırka Kumandanına yazmıştı. 27.Alay adeta pîşedar vazifesini görüyordu. Pişedâr, bir maksadı muin için kısm-ı küllinin yetişip muharebe yetişmesini muktezi zamanı kazanmak ve mühim arazi noktalarını elde tutmak için tekmil kuvveti açarak muharbeye girer. 27.Alay, mühimme imkân Conkbayırı istikametini tutmak için dahi sol cenahını Düztepe’ye doğru uzatmaya çalışmıştı. Fakat kuvveti kâfi gelemezdi.

Alay’ın başlayan taarruzu Avusturalya’lıların şarka doğru hareketini tevkif etmekle beraber ricaate de mecbur etmiş Merkeztepe- Kanlısırt hattından daha ziyade ilerlemesine mahal bırakmamıştı. Alay, Kırmızısırt ve Kanlısırt’ta tutunmaya ve Kanlısırt civarında bulunup Avusturalya’lıların eline geçen cebel bataryasını da istirdat etmeye muvaffak olmuştu. 27.Alay’ın bu muharebeleri devam ederken  19.Fırka Kumandanının el altında hareket eden 57.Alay 10’a doğru Kocaçimentepe’sinin şimalinde Abdal yarına vasıl olmuştu ki bu esna da bazı perakende efradımız Conkbayırı’na doğru çekilmekte ve Avusturalya’lılar tarafından takip olunmakta idi. Alayın başındaki Birinci Tabur ( Kumandanı Mümtaz Yüzbaşı Zeki Bey) Conkbayırı’na gelinceye kadar  fırka kumandanı tarafından yüz geri ettirilen mezkur perakende efrada açtırılan ateş sayesinde biraz zaman kazanıldı  ve tabur Conkbayırı’na vasıl oldu. Fırka Kumandanı Tabura, ilerleyen düşmana taarruz etmesini emr etti. Tabur derhal bu emri icraya  başladı. İlk taarruz şiddetli bir savlet oldu. Taburu takip eden cebel bataryasına su terazisi sırtında mevzi aldırarak ateş açtırıldı. Batarya Kumandanı Mülazım Fethi Efendinin faaliyeti, taburun cüretkarane taarruzuyla birleşti müteakiben 57. Alayın İkinci Taburu ( Kumandanı Yüzbaşı Ata Bey) da Birinci Taburu takviye ile taarruza iştirak eyledi. Efrad ve zabitan büyük bir hamaset ve kahramanlığa savlet ettiler. Yüz geri etmeyen Avustralya efradı hâk-ı helâke serildi. Alayın savletini tahmin edemeyen diğerleri firar suretinde ricaate başlamışlardır.       

57.Alay’ın bu taarruzu Avusturalyalıların sol cenahına tevcih edilmiş bulunuyordu. Bu cenahın ricate mecbur olması cepheye karşı açılıp taarruz eden 27.Alay’ın da hareketini teshil etmişti. 57.Alay’ın taarruzu Korkuderesi’ne kadar ve Yükseksırt’a kadar devam etmişti. Daima gözü ileride bulunan birçok evladımızda o matlum Korkuderesi içine dalmış ve cüz’ü tamlardan irtibatlarını kayıp etmekten dolayı esir düşmüşlerdi.

            27. 57. Alaylar üç Avusturalya Livasına karşı taarruz etmişlerdi. On iki Avusturalya taburu, 12000 silah, 27. Alay,  iki taburlu 57.Alay  üç taburlu idi. 57. Alay’ın taburlarından dördüncü bölükler henüz teşkilatları ve talim ve terbiyelerini ikmal ettiklerinden alayın bugünkü muharebesine iştirak etmemişler, Bigalı Köyündeki ordugahlarında kalmışlardı.  Yani 57. Alay azami 2500 ve 27.Alay’da 2000 kuvvetinde idiler. Taarruz ve ricaate mecbur ettikleri Avustralya kuvvetinin sülüsi derecesindeydi. Topçu kuvvetimiz Su yatağındaki Fethi Efendinin cebel bataryası ile 27.Alay ile beraber bulunan ve Sancaktepe civarında mevzi alan cebel bataryası idi. Büyük donanma ateşlerine karşı sade bu iki batarya hiç mesabesindedir. Şu halde bu muvaffakiyetini ki Arıburnu cephesinin ilk esaslı temel taşını rikz etmiştir. Askerlerimizin harikanûmâ hamasetine ve zabitanımızın kahramanlık ve fedakârlıklarına medyunuz.

            27.Alay Kumandanının alayını hüsn-ü suretle sevk idare etmesini, bilhassa 19.Fırka Kumandanının hiç olmazsa bir alay ile olsun Conkbayırı’na yetişmek konusunda karar ve seri icraatıyla 57.Alay’a yaptırdığı fevkalade seri ve canlı taarruz muvaffakiyetin esaslarıdır. Bugünkü muharebe de askerimizin tevekkül-ü dindaraneleri pek ziyade şâyeste-i takdirleridir. 57.Alay efradı başka bir aşk ile çarpışmışlardı. Efrat şahadet mertebesine varmak emel ve hissiyatıyla meşbu idi. Cennete kavuşacaklarına iman etmişlerdi. Muharebeden sonra arazi üzerinde şuraya buraya bırakılmış çamaşırlara tesadüf ediliyordu. Bu çamaşırlar şehit olunca temiz libas ile cennete kavuşmayı düşünen dindar kahramanların attıkları eski ve kirli çamaşırlar idi. Yerine temiz çamaşırlar giymişlerdi. Böyle bir asker şehit oluncaya kadar daima gazidir. Düşmanı önüne katar, savletine, süngüsüne düşman dayanmaz. Bu ulvi hatıra tarih-i askerî ve milliyemizi tezyin eden vekayiden madud olmaya daima tahtir edilmeye değerdir.         

 İşte bugünde öyle erildi. Dünyanın en çevik, en nişancı ve sporcu insanlarını yüz geri etmiş, gemilerine sığınmaya mecbur etmişti. Hakikaten Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetleri, bugün tekrar gemilerine binmeye karar vermek üzere idiler. Fakat yukarıda gösterildi ki, müthiş bir donanma ateşine karşı ve bire üç nispetinde faik bir düşmanla çarpışmıştı. Bu iki alayın kuvve-i maddiyesi düşmanı büsbütün denize atmaya kafi gelmedi. 57.Alay efradının kuvve-i maneviyesi Alay Kumandanı Binbaşı Avni Bey’in ve diğer zabitanın bu hususta muharebeden evvel ziyadesiyle  meşgul olmalarıyla hadd-i kemale getirilmişti.

Alay,   Maydos’ta Çamburnu meydanlıklarında sık sık mevlid-i şerif okutur, dualar okunur, efrad ve zabitanın kalplerindeki nur-u iman şû’lefşan ediyordu. Bu asker 12 Nisan[8] günü Avusturalyalıların ilk hamlede Kocaçimen- Conkbayırı- Sancaktepe- Kavaktepe hattını tutmaktan ibaret olan planlarını akamete düçâr ederken, Düztepe’den itibaren Cesarettepe’sine kadar olan sahayı adeta birbiriyle temas eden ecsad içinde bırakmıştı. Bu askere kurlun atan bütün Avustralya askeri maktul olduğu zannolunuyordu. Eğer 19.Fırka yalnız 57.Alay ile değil tekmil kuvvetle Arıburnu’na yetişmiş ilk taarruzu bütün kuvvetiyle yapmış olsaydı, karaya çıkarılan 3 liva askerini denize dökeceğini ve Arıburnu sahillerini mütearrızînden tathir edeceğini kabul etmekten hiç tereddüt etmeyelim. Zaten 10 evvelde başlayan muharebe o zaman zarfında bâlâdaki neticeyi temin etmişti. Fırka Kumandanı bu muvaffakiyeti Bigalı karargâhına bildirmişti. Bende telefonla Gelibolu’yu aradım. Fakat kolordu karargâhı vapurla Maydos’a gelmek üzere yola çıkmış olduğundan ordu karargâhını bularak erkân-ı harp reisine söyledim.

Zevale doğru Maydos’a çıkan Kolordu Kumandanı Maltepe’ye gelmiş idi ki bu sırada 19.Fırka kumandanı bana tebliğ eylediği bir emirle fırka kısmı küllisinin Kocadere üzerinden  Palamutluğa doğru hareketini bildiriyordu. Başta 77.Alay, ondan sonra Alay 72 hareket etti. 77.Alay  Kumandanına Kocadere istikametine hareketinde 27.Alay  Kumandanı ile irtibat tesis eylemesini yazdım. Bende karargâhın kısmı mütebakisini alarak Kocadere üzerinden hareket ettim. İtilaf Donanmasını sâmi’a-i harraş bombardımanları altında yürüdük. Fırka Kumandanına mülaki olmak üzere Kemalyeri ’ne gittim. Burada tebdil-i mevziye hazırlanan fırkanın seri ateşli İkinci Sahra Taburuna tesadüf ettim. Kemalyeri’nde müşkğlatla mevzi almıştı. Tam bir isabet, bir topu amelden ıskat ve top başındakilerini şehit eyledi. Bu vakıa üzerine tabur kumandanı, o cehennemî gemi ateşleri karşısında orada barınamayacağını söyleyerek top bindirip geri çekiliyordu. Tabur Kumandanı, donanma ateşleri karşısında sahra bataryalarının o arazide iş göremeyeceğini mesafe-i asgariyenin âdem-i kifayesinden Kemalyeri cihetlerinde mestur mevzi alamayacağını da bildirdi. Hiçbir iş yapamayacağını söyleyen topçu kumandanına taburuna başka münasip bir mevzi araması, emr olundu.

Maltepe’ye gelen ve Seddülbahir ve Arıburnu ihraç sahalarında cereyan eden ahval ve tehaddüs eden vaziyeti anlayan kolordu kumandanı, bundan sonra fırka kısmı küllisinin de Arıburnu Cephesinde istihdamını tensip etmişti. Fırka Kumandanını Kemalyeri’nde buldum. Biraz evvel 27.Alay Kumandanı ile orada görüşmüş ve tekrar 72. Alay’ın başında olarak Su yatağına gitmişti. 77.Alay, 27. Alay Kumandanı ile tesis-i irtibat etmeyerek Palamutluk istikametinde yürüyüşüne devam eyledikten bu maksatsız yürüyüşten dolayı Alay ancak Kavaktepe şarkında Kavak deresinde tevkif edilebildi. Su yatağına gittim ve fırka kumandanını buldum. Cephe de muayene devam ediyordu. Maneviyata tesiri olur maksadıyla düşman gemileri şiddetli bombardımanlarına devam ediyorlardı. Öğleden evvel yapılan taarruz, netice-i katiye’yi yani düşmanı denize dökmek gayesini istihsal edemediğinden ve düşman ihraca devam eylediğinden  77.ve 72. Alaylarda cepheye idhâl ve gece taarruzuna devam etmeye fırka kumandanı karar verdi. Alay 72 Bölük 3. Taburunu ( Binbaşı Mahmut Efendi)    184 ve Dibek deresi istikametiyle Alay 57 ile Alay 72 arasında idhâl eylemişti. Diğer taburlar fırka ihtiyatı olarak şimdilik Su yatağında kalmıştı. Alay 77 dahi Alay 27’nin solundan Kanlısırt istikametinde hatt-ı harbe dâhil ve taarruza başlamıştı. Gece askerimiz, o sarp ve karışık ve fundalıklı arazide taarruzlarını tecdit ettiler. Gece muharebesinin suret-i cereyanı ve neticesini ikinci makaleye bırakarak 12-13 gecesi[9] esnasında fırka karargâhının geceyi nasıl geçirdiğini zikredeceğim.

Birinci hatta neler cereyan etiğini ve askerin ahvalini mahallinde görmeyi lazım ve münasip gören fırka kumandanı refakatinde ben, emir zabitleri oldupu halde Conkbayırı’ndan hatt-ı bâlâyı takiben Düztepe’ye ilerledik. Buraya muvasalatımızda yerlerde birçok ecsad gördük. Bunlar ilk taarruzlarda maktul, düşman Avustralya askeri idi. Yolumuza devam ettik. Bastığımız yerlerde hep aynı hal devam ediyordu. Aralarında bizim şüheda da yatıyordu. 57.Alay tezkerecileri ileriden mecruhları  naklediyorlardı. Bunların arasında fırka sıhhiye bölüğünün bir kısım tezkerecileri de bulunuyordu. Bir ihtiyat bölüğünün nezdine geldik. Askerle hasbihal ediyorduk. Pek yakında önümüzde avcı hattı vardı. Kesif bir ateş başladı. Ateş pek yakından geliyordu. İhtiyat bölüğü içine düşman pek ziyade  mermiler birazda karışıklık tevlid etti. Düşmanla mesafe o kadar yakındı ki tarafımızdan ufak bir fısıltı, bir ses, sada üzerine Avusturalya’lılar hemen sada istikametine ateş açmakta idi. Binaenaleyh, gayet yavaş sesle konuşmaya, kibrit çakmamak, sigara içmemek gibi vasıtalara müracaat olunuyordu.

Karanlık hasebiyle avcı hatlarının vaziyeti ve karşı tarafın hal ve vaziyetini görmek mümkün değildi. En yakında bulunan tabur kumandanlarından İkinci Tabur Kumandanı Ata Efendi geldi ve ondan bazı izahat aldık. Şüheda ve mecruhinin ziyade olduğu bölüklerin mevcudu yarıya tenzil eylediğini , zabitanın muharebe haricinde kalanların miktarı iktisar eyledikçe bir derece  olduğunu söyledi. Ata Efendi vasıtasıyla, bulunulan hattın suret-i katide muhafazası bir adım bile geri gidilmemesi lüzumu alay kumandanlığına bildirildi. Bu sırada bir tabur imamı refakatinde üç Avustralyalı zabit esir nezdimize getirildi. Biri Yüzbaşı, biri  mülazım-ı evvel ve diğeri mülazım-ı sani idi. Bunlarla görüşüldü. Kendilerine sigara ikram ederek İngilizceden başka lisan ile ifade-i meram edemediklerinden kendilerinden iyi bir malumat alamadık. Yalnız Arıburnu ihracına beş Avustralya livası tahsis edildiğini, bölükleri, efradı kısmen maktul ve kısmen de gaip olarak kendileri çekilemeyip esir olduklarını anlayabildik ve kendileri geriye gönderildi. Bir saat kadar burada meşgul olduktan sonra   Alay 27 Cephesine gitmek üzere avdet eyledik. Bizi takip eden hayvanları, bir miktar emir atlılarını geride bırakmıştık. Gecenin karanlığından dolayı bunlarla irtibatı kaybettik. Tekrar buluncaya kadar birçok müşkülat ve zaman geçirdik. Alay 27 Cephesine, Su yatağından Kemalyeri ‘ne giden sırtların hattı bâlâsını takip ederek gitmeye karar verdik. Su yatağına geldiğimizde 27.Alay’dan fırkaya rapor getiren bir emir atlısına tesadüf eyledik. Ve emir atlısı  bizi kısa ve emin bir yoldan götüreceğini söyleyerek memnun olduk. Emir atlısını önümüze katarak kemal-i emniyetle yürümeye başladık ve Uzun dere’nin içine daldık. Bir müddet gittikten sonra bir ateşe maruz  kaldık. Kurşunlar içimize düşmeye başladı. Fena bir istikamet takip ettiğimizi ve Avusturalyalılar içine gitmekte olduğumuzu anladık. Emir atlısı, hatasını anlayarak yolu şaşırdığını itiraf etti. Karanlıkta ciheti tayin etmek müşkül oluyordu. Tayin edilse dahi arazi o kadar yüksek ve dereler o kadar mebzul idi ki muin bir istikamete doğru emniyetle yürümek mümkün olamıyordu.

Buradan yine su yatağı Kemalyeri hattı balasını bulmak üzere geriye gittik. Kılavuzluk yapan emir atlısına 1/200000 mikyasındaki harita üzerinden belli başlı yollar haricinde istikamet tayini de mümkün değildi. Biz Çanakkale Muharebesine haritasız başlamıştık. Şibh-i cezirenin muntazam 1/50 ve 1/25 bin mikyasında haritaları bir iki ay sonra gelmişti. Haritanın izah edeceği bir arazide yollar haricinde bahusus geceleyin gayet iyi kılavuzsuz yürümek bizim uğradığımız neticeye uğranıyor. Bir aralık oldukça kesif bir fundalık içine düştüğümüz sırada ki nısf-ul leyl olmuştu, yağmurda yapmaya başladı. Artık istediğimiz mahale gidemeyeceğimizi anladık. Beyhude bu çetin arazi üzerinde yürüyüp yorulmaktan ve ihtimal yine hiç şâyân-ı arzu olmayan bir istikamet almaktansa bulunduğumuz yerde kalıp sabah olmasına intizar etmekliğimizi kumandana arz ettim. “-Durmak iyi değildir. Yürümek ve mesafe almak daha faidelidir.” DediBu da doğru idi. En ziyade bizi fikren meşgul eden ciheti, saatlerce kıtaat ile irtibatımızın zayi olması idi. Artık 27.Alay Cephesine gitmekten sarf-ı nazar ile cephenin gerisinde belli başlı bir nokta ve m… olan Kocadere Köyünü bulmayı münasip gördük ve daima karanlık içinde Kocadere’yi de bulmak mümkün olmuyordu. Takriben köyün istikametini tayin ederek o tarafa doğru yürüdük. Üzerimize ne gibi mevâni çıktı ise fundalık, kayalık, hendek, dere, su, hepsini iktiham ederek ilerledik.  

Bulunduğumuz sırtları bırakıp Örenardı Deresinin buradan Kocadere Köyü’nün şimalindeki sırtlara geçmişiz. Şafakta sökmeye başlamıştı. İşte bizi düştüğümüz kuyudan kurtaran bu şûle-i hayat idi. Bulunduğumuz mevkiyi anladık. Hakikaten Kocadere’ye yaklaşmıştık. Gayet yorgun, bîtap, perişan bir halde köye geldik. Gündüz de olmuş. Eğer mevsim ilkbahar olmasaydı, geceler uzun olsaydı hal-i perişanımız kim bilir ne derecelere kadar varacaktı. Açlığı yalnız  sigara ile teskin ediyorduk.  Birazda 12 Nisan ( 25 Nisan 1915)  ihraç günü İngilizler tarafından Arıburnu’na karşı yapılan harekât hakkında yine İngiliz neşriyat-ı resmiyesini ber veçhi âti okuyalım.

12 Nisan’da ( 25 Nisan 1915) Avusturalya Kıtaatının Arıburnu’na İhracı  

Avusturalya ve Yeni Zelanda askerlerinden mürekkep kolordu Mondros limanını 24 Nisan 1915 (11 Nisan 331)  öğleden sonra Amiral Thursby kumandasındaki filonun himayesinde olarak terk etmişti. İhraç mahaline 25 Nisan ( 12 Nisan 331) sabah saat/dakika 1:30’ da muvasalat edilmişlerdi. Burada Mondros’u terk etmezden evvel zırhlılara irkâb edilen 1500 nefer merâkib-i sağire’ye indirildi. Bu ameliye şâyân-ı hayret bir sürat ve suhuletle ve bir sükunet-i mutallika içinde vuku buldu. Aynı zamanda setr müfrezesinin kısm-ı mütebakisi olan 2500 kişi bulundukları nakliye gemilerinden altı küçük konter torpillere nak edildi. Sabah saat/dakika 2:30’da harp gemileri, römorkörler, konter torpiller sahile 6,5 kilometre ( dört mil) bir mesafeye kadar ilerlediler.

Amiralin râkip olduğu zırhlı Kabatepe’nin bir mil şimalinde kâin bir noktaya tevcih etmişti. Sabah saat/dakika 3:30’da römorkörlere sahile yanaşıp askerleri ihraç etmek emri verildi. Ve saat/dakika 4:30’da  konter torpillerde bu hareketi takip etmeleri emr olundu. Bütün bu işler bir sükûnet-i tâmme ve bir intizâm-ı mükemmle dairesinde icra olunmuştu. Hiçbir rüzgar denizin sathını müveccihlendirmiyor ve bütün ahval bize pek muvafık cereyan ediyordu. Gemilerin arasında gümrük ziyası şâ’şâdar olmakla beraber sahil müdafaalarınca gemilerin iyice fark ve temyizini temin edemiyordu.  

Sahile ihraç için intaç olunan nokta kayalıklı ve sarp olup o suretle ki Türkler buranın teşebbüs noktası olacağını beklemiyordu. Fakat römorkörlerin yalnız bir istikamet almaları yüzünden hâsıl olan hatadan dolayı ihraç, asıl intihap olunan noktadan bir mil şimalinde yalçın, sarp kayalar ile muhat bir noktada vuku bulmuştu. Her ne kadar bu defa netice itibarıyla düşmanı tepelerden tard etmek hususundaki gayret-i azimkârânenin müşkülatını tezyid etmiş ise de tecrübe bize isabet etti ki bu bir bahtiyarlık ve bir tâli’ olmuştur. Çünkü yeni mevzi, düşmanın topçu ateşinden daha mestur bulunuyordu. Gemiler sükûnet ve zulmet içinde karaya yanaştılar. Sahilin pek yakınındayken dahi düşman hiçbir hareket göstermemiştir. Derakap tahminen bir Türk taburu göründü. Sahil imtidadınca harabe-i mümânâat için koşuyordu. Bu buhranlı anda umumun tarz ve hareketi, zabit ve asker bütün medh ve senalara mazhariyet kazanmıştır. Hiçbir kelime telaffuz edilmeden herkes kemal-i sükûnet ile düşman ateşini intizar ediyordu ki bu  ateş dahi derhal küşad etti. Ve bittabi ağır zayiata sebebiyet verdi. Fakat gemiler karaya yanaşır yanaşmaz sıra Avusturalya’lılara geldi. Bir şimşek gibi sahile sıçradılar. Süngü ile şiddetle düşman içine daldılar. Melhame o suretle oldu ki Türkler derhal ricaat ettiler. Badehu tepeden tepeye kaçtılar ve Avusturalya piyadesi tarafından takip olundular.

Bu hücum üçüncü Avustralya livası tarafından Binbaşı Singlair Maclagen ( muvakkaten miralay) idaresinde olarak icra edildi. Birinci ve İkinci Livalar süratle takip eylediler. Sabahtan iki saat sonraya kadar 12 bin insan ve iki batarya cebel topçusu ihraç edilmiş bulunuyordu. Mütebaki topçunun ihracı tevkif edilmişti. Çünkü düşmanın ağır topçusu gemilerimize şiddetli ateş açmış bulunuyordu. Ve gemilerimiz uzaklaşmak mecburiyetinde kaldı. Arazinin müşkülatı, bütün müfrezeyi kemâl-i isti’câl ile  buhranlı noktaya sevk etmek lüzumu, Şibh-i cezirede lüzumundan ziyade işe girişen grupların azmi, bütün bu esbab bazı keşmekeşler ve cüz’ü tamlarda karışıklıklar tevlid eylemişti. Bu karışık galebelik bazen sahilden uzaklara ilereyerek bazen Türk takviyelerinin tazyiki ile tekrar avdet ederek en nihayet sağ cenahı Kabatepe’nin bir mil şimalinde ve sol cenahı Balıkçı damlarına hâkim plato da olmak üzere yarım daire şeklinde bir mevzi tutmaya muvaffak oldu. Bu harekât esnasında 9. ve 10.Taburlar üç krupp topundan ibaret olan Türk bataryasını muharebeden hariç kıldılar. Bu esnada Avustralya ve Zelanda Kolordusunun ihracı devam ediyordu.

Sabah saat11’den akşam saat 6’ya kadar düşman asgari 20 bin kişiden ibaret kuvvetle bütün hattımıza taarruz etti. Bilhassa Üçüncü Liva ile İkinci Livaların sol cenahına bu taarruz pek şedid ve azimkârane idi. Bu mukabil taarruz harp gemilerinin muaveneti sayesinde suret-i mükemmele de def edildi. Akşam saat 5 ile saat/dakika 6:30 arasındaki Üçüncü Liva karşısında şedid bir taarruz yapıldı. Liva hiçbir noktayı elden kaçırmadı. Bütün gece esnasında Türkler hücumlarını tekrarladılar ve 8. Tabur bir süngü hücumunu def etti fakat bütün hücumlara birinci hattımız sabit kaldı. Kıtaat 24/25 gecesi hiçbir istirahat etmediler. 25. Günü müşkül bir arazi de şiddetli muharebeler yaptılar. Açık bir arazide şiddetli bir topçu ateşine maruz kaldılar. Zayiatları acınacak derece de kesir idi. Mahaza bütün bunlara rağmen 26 Nisan ( 13 Nisan 331) sabahı kıtaatımız tarif edilmez derece de neşeli idiler.

Türklerin daha çok zayiata düçar olduklarını bilmek ayrıca bir tesellidir. Müteaddit defalar mitralyözlerimiz Türkleri kitle halinde ateş altına ve mücavir arazi onların ecsadıyla mestur bulunmuştur. Arıburnu ihracının muvaffak olması İngilizlerin bu hareketi vesait-i mükemmelleriyle hüsn-ü tertip ve baskın tarzında icra edilebilmeleriyle ve en ziyade Arıburnu sahilinde pek zayıf bir tarassut kıtaatı bulunmasından ve bu zayıf tarassut kıtaatının gerisinde bir istinat ve ihtiyat kuvveti bulunmasından ve ihraç hareketi üzerine bütün 19.Fırkanın Arıburnu hareketine karar verecek mesul bir kumandanın Maydos Mıntıkasında bulunmasından ileri gelmiştir. Hatta yalnız 27.Alay sırtları tutacak ve mukabil bir taarruzla Avusturalya kuvvetlerini Arıburnu yamaçlarında ve sahillerinde fena bir vaziyette kalmaya mecbur edecekti. Böyle bir hareketin 19. Fırka kıtaatının müteakiben vüruduyla artık nasıl bir netice-i katiye temin edeceği vareste-i beyandır.  Bir kroki 8/200000 mikyasında ihraçtan evvelki vaziyet-i umumiye için bir kroki 1/250000 mikyasında 12 Nisan Arıburnu vaziyeti.   

FOTOĞRAFLAR


[1] 18 Mart 1915

[2] 25 Nisan 1915

[3] 25 Nisan 1915

[4] 18 Mart 1915 Boğaz Muharebesi

[5] 31 Mart 1915

[6]  1 Nisan 1915

[7]  7 Nisan 1915

[8] 25 Nisan 1915

 [9] 25-26 Nisan 1915

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.