Dolar 32,2592
Euro 34,9899
Altın 2.416,98
BİST 10.165,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32 °C
Parçalı Bulutlu

ÇANAKKALE RÜZGÂRI

26.12.2022
410
A+
A-

Naçizane yazılarımda arşiv belgelerinden topladığım bilgi kırıntıları ile Çanakkale Cephesi’ne dair ilginç olayları aktarmaya çalışıyorum.

Bugün ise farklı bir konuya değinmek istiyorum. Bugün biraz alegori yapacağız. Hazırsanız buyurun… Şimdi şöyle yapalım; Çanakkale Cephesi ile ilgili anlatımları bir üzüm salkımı gibi düşünelim. Salkımı ters tuttuğumuzda, en üstte bir tek üzüm kalacaktır. İşte o Çanakkale’nin ta kendisidir.

Hala ters duran salkımın en üstündeki tek üzümün altına indikçe ikişer-üçer üzümler artar ve salkım çoğalır. İşte bunlar da Çanakkale Cephesi’ne dair her şeydir. Belgeler, hikayeler, tarihi eserler, kısaca aklınıza gelecek her şey…

Biz de akademik çalışmaları oluşturan üzüm tanesinde yerimizi almaya çalışıyoruz. Çanakkale Cephesi’ni bu yoldan anlatmak isteyenlerdeniz. Başka tanelerde ne mi var? Kimisi yalan, kimisi uydurma, kimisi abartı, kimisi ticari işler…

Bu anlatımların tehlikesi ile alakalı konuşmanın lüzumu yok sanırım. Yine de bu salkımın en çürük tanesi, en tehlikeli anlatım biçimi “hamaset anlattığının farkında olmayanlar” değil; akademik çalıştığını iddia ederek başka kaygılar taşıyanlardır.

Düşünelim bakalım. Mesela; bir proje tasarlıyorsunuz, proje kapsamında yaptığınız tüm hazırlıklara rağmen ilgili belgelerin başka bir yerde yayınlandığını görüyorsunuz.

Öğrencilerin, okuyucuların, Çanakkale sevdalılarının manipüle edildiğine şahit oluyorsunuz. Bazı kimselerin yaptıkları işlerin danışıklı dövüş olduğunu anlıyorsunuz.

Düşünmeye devam… Yine mesela; bir çalışma yapıyorsunuz, evrak toparlıyorsunuz, belge buluyorsunuz, hatta çeviri yapıyorsunuz, sonra bu çalışmanın başka bir biçimde başka yerlerde yayınlandığına şahit oluyorsunuz. Ne hissedersiniz?

Biraz kafa yorsak bile bizler de tıpkı sizin gibi, yapılan bu işlerin hangi amaçlarla ortaya çıktığını anlayamıyoruz.

İnternet sitelerinin, resmi kurumların, derneklerin, basının, öğrenci kulüplerinin, hatta bizzat öğrencilerin bir taraf tutması mı gerekiyor?

Çanakkale Cephesi’ni çalışmak yalnızca akademik ve ticari kaygılarla mı yapılıyor?

Şehitlerimizin aziz hatırasının hiç mi hatırı yok?

Öğrenci ayırmak, araştırmacı kayırmak, belge kaçırmak, evrak saklamak Çanakkale’nin namusuna sığıyor mu?

Neyse…

Manisa/Alaşehir/Toygar köyünden Mustafa Pehlivan Oğlu Şehit Er Hüseyin’in torunu olarak benim üzüm örneğim biraz yöresel gelmiş olabilir. Kafa karıştırdıysa başka bir şekilde benzetme yaparak sonuca bağlayalım.

Bir ağaç düşünelim, gövdesi Çanakkale Cephesi olsun. Heybetli, koca bir çınar ağacı. Arıburnu’ndaki fundalıkların, yanında çalılık gibi kaldığı; Seddülbahir’deki hayıtlar gibi küçük olmayan, üstelik Kanlısırt’taki çamdan çok daha sağlam ve heybetli bir çınar ağacı düşünelim…

Üzerindeki dallar, yapraklar, sincaplar, kuşlar, hatta gövdesini kemiren kurtçuklar bile Çanakkale Cephesi ile alakalı her şey olsun. Siz bu dalın birisine salıncak kurup keyif yapıyor olabilirsiniz. Dikkat edin kurtçuklar bindiğiniz dalı kemiriyor. Yapraklarınız birer birer dökülüyor. Bir söz vardı hiç unutmam, “dalından kopan yaprağın akıbetini, rüzgâr tayin eder.” Sizler de şunu unutmayın; Çanakkale’nin rüzgârı sert olur.

Anlayana sivrisinek saz…

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.